
Samantha Harvey’in daha önce başka kitabını okumamıştım. Yörüngede ile yazarı ilk kez tanıdım. Romanın merkezinde uzayda geçen bir hikâye var: birkaç astronotun yörüngedeki yaşamı, dünyaya uzaklıkları ve kendi içsel çatışmaları üzerinden anlatılıyor. Konu kâğıt üzerinde oldukça merak uyandırıcı görünüyor. İnsan, hem bilimin hem de felsefenin kesişiminde bir okuma bekliyor.
Harvey’in dili yalın ama yer yer etkileyici betimlemelerle güçleniyor. Yörüngede geçen sahneler, uzayın sessizliği ve dünyadan kopukluk duygusu kısa süreliğine okuru içine çekiyor. Ayrıca karakterlerin psikolojik çözümlemeleri düşündürücü. Özellikle, dünyadan uzak bir yaşamın yarattığı varoluşsal sorgulamalar kitabın en dikkat çekici tarafı.
Buna rağmen, kitabın genel akışı beni çok içine çekmedi. Hikâyenin temposu sürekli bir yükseliş vadetmiyor; çoğu bölümde “şimdi nereye varıyoruz?” hissi baskın hale geliyor. Bazı okuyucular için bu durağanlık meditatif bir etki yaratabilir ama benim için beklentimi karşılamadı. Yörüngede geçen yaşamın yoğunluğunu ve gerilimini daha güçlü hissetmeyi isterdim.
Bir diğer nokta, romanın bazı kısımlarında neredeyse bir deneme havasına bürünmesi. Bu, kurgusal gücü zayıflatıyor ve hikâyeden kopmaya yol açabiliyor. Dolayısıyla, bir roman mı yoksa düşünsel bir egzersiz mi okuduğum konusunda kararsız kaldım.
Püren Özgeren’in güzel çevirisi ile İş Bankası Kültür Yayınlarından ülkemize kazandırılan Yörüngede, bazı okuyucuların çok seveceği ama kimilerinin mesafeli kalacağı bir kitap. Ben ikinci grupta yer alıyorum. Harvey’in dili ve yaklaşımı ilgi çekici olsa da bütün olarak kitap bende “iyi ki okudum ama tekrar dönmem” hissi uyandırdı. Eğer ağır tempolu, varoluşçu sorgulamaları olan bir uzay romanı arıyorsanız size hitap edebilir. Ama daha güçlü bir dramatik kurgu arıyorsanız aynı etkiyi yaratmayabilir.





Bir Cevap Yazın