Harvard Business Review dergisini çok seviyorum. Yalnızca iş dünyasının dinamiklerini değil, güncel gelişmeleri de iyi yakalayan bir dergi. Ekim sayısına dün bakma fırsatım oldu. Kapak konusu dikkatimi çekti. Yapay zekâ, stratejiyi ve karar alma biçimimizi nasıl değiştiriyor?

Yazının temel fikri şu: Şirketlerin iyi kararlar almasını zorlaştıran şey her zaman seçeneklerin azlığı değil; insanların bütün seçenekleri inceleyecek zamanının, dikkatinin ve zihinsel kapasitesinin sınırlı olması. Yapay zekâ, daha fazla olasılığı araştırarak kararların kalitesini artırabilir.
Bir yönetim ekibi yeni bir ürün, yatırım ya da satın alma için genellikle birkaç seçenek üzerinde durur. Çünkü yüzlerce alternatifi araştırmak çok zaman alır. Yapay zekâ ise insanların normalde göremeyeceği seçenekleri ortaya çıkararak araştırma alanını genişletebilir. Seçimi yine insanlar yapar.
Yazıdaki örneklerden birinde, bir yazılım şirketi yapay zekâ yardımıyla bir günden kısa sürede 500’den fazla satın alma adayını belirleyip değerlendiriyor; ardından listeyi 15 şırkete indiriyor. Böylece ekip, zamanını uzun bir aramaya değil, en güçlü seçenekleri değerlendirmeye ayırıyor.
Şirketler çoğu zaman geçmiş donem raporlarina ve basitleştirilmiş tablolara dayanarak karar verir. Oysa müşteri davranışları, talep ve rekabet sürekli değişir. Yapay zekâ, farklı kaynaklardan gelen verileri bir araya getirerek şirketlere daha güncel ve ayrıntılı bir tablo sunabilir.
Toplantılarda en güçlü fikir her zaman kazanmayabilir. Yöneticinin görüşü baskın çıkabilir, çalışanlar itiraz etmekten çekinebilir veya ekıp hızlıca uzlaşabılir. Yazar; yapay zekânın bir fikri savunan, açıklarını arayan ve rakibin tepkisini canlandıran farklı rollerde kullanılmasını öneriyor.
Peki herkes aynı yapay zekâyı kullanıyorsa fark nasıl yaratılacak? Yazara göre asıl avantaj, kullanılan programa erişmekten değil; onu şirketin kendine ait verileri, deneyimi ve çalışma biçimiyle birleştirmekten geliyor. Aynı araç, her şirkette aynı sonucu vermiyor.
Yazıdan çıkardığım sonuç şu: Yapay zekânın asıl değeri, karar vermeden önce daha geniş düşünmemize ve varsayımlarımızı sorgulamamıza yardımcı olmasında. Daha çok olasılık görebiliriz; fakat hangi yolu seçeceğimiz, neyi önemseyeceğimiz ve ne kadar risk alacağımız hâlâ bizim sorumluluğumuzda.




Bir yanıt yazın