
Sara Kuburic’i uzun süredir sosyal medyada The Millennial Therapist adıyla takip ediyorum. Paylaşımları, çoğu zaman zihnimin tam da ihtiyaç duyduğu yerlere dokunuyor. Bazen bir sabah kahvemin yanında denk geldiğim bir cümlesi, gün boyu iç sesime eşlik ediyor. “Kendine dürüst olmak, en zor ama en şifalı başlangıçtır.” gibi cümleleriyle, içsel dünyamı sorgulamaya cesaret edebiliyorum.

Bu yüzden bir gün kitapçıda dolanırken “İş Bana Düşer” kitabını görmemle, onu sepetime atmam bir oldu. Ve şimdi, kitabın son sayfasını kapatmışken, içimden gelen ilk şey şu oldu: İyi ki almışım.
Kendine Dönmenin Zorlayıcı Ama Dönüştürücü Yolculuğu
İş Bana Düşer, adından da anlaşılacağı gibi, dış dünyada yaşadığımız pek çok sıkışıklığın, aslında içimizde çözülmeyi bekleyen düğümlerle ilgili olduğunu gösteriyor. Kuburic bu kitapta, suçlamaktan vazgeçmeyi, kaçmamayı ve nihayetinde hayatımızın direksiyonunu elimize almayı öğütlüyor ama bunu didaktik bir dille değil; açık, kırılgan ve samimi bir tonla yapıyor.
Kitap boyunca kendi geçmişinden de örnekler vererek okuyucuya yalnız olmadığını hissettiriyor. Kimliğimizi nasıl şekillendirdiğimizi, travmaların bizi nasıl yönettiğini, seçimlerimizin nereye dayandığını ve en önemlisi de kendimizi yeniden tanımlamanın ne kadar mümkün olduğunu anlatıyor. Bunu yaparken de terapi koltuğunda oturuyormuşuz hissini veriyor, ama karşıdaki kişi yargılayan değil, anlayan biri.
Artık Kaçmak Yerine Bakmak İstiyorum
Kitabı okurken bazı cümlelerde durup defalarca düşündüm. Özellikle şu cümle benim için dönüm noktası gibi oldu: “Kendimizi kaybettiğimiz yerde, başkalarını suçlamaya başlarız.” Bu kadar yalın ve doğrudan bir gerçekliği bu kadar güzel anlatabilmek, Kuburic’in hem terapist kimliğinin hem de iyi bir yazar oluşunun göstergesi.
Kendi hayatımda yaşadığım bazı çatışmalarda artık sürekli dış koşulları suçlamanın bana bir şey kazandırmadığını fark etmiştim. Ama bu kitapla birlikte, o farkındalığın pratiğe dönüşmesi için içsel bir güç de kazandım. Evet, değişim sancılı, evet her şey hemen çözülmüyor ama “iş bana düşüyor” diyebilmek, başlı başına bir özgürlük.
Kimler Bu Kitabı Okumalı?
Hayatının bir döneminde yönünü kaybetmiş hissedenler, Sürekli aynı döngüleri yaşayan ama nedenini çözemeyenler, Kendine karşı daha dürüst ve nazik olmak isteyenler, Kendi kimliğini, ilişkilerini ve yaşam tarzını yeniden sorgulamak isteyen herkes…
Eğer bu yazıyı okuyorsan ve bir süredir “Nereden başlamalıyım?” diye kendine soruyorsan, İş Bana Düşer belki de tam da aradığın başlangıç noktası olabilir.

Sara Kuburic’in kaleme aldığı bu kitap, sadece bir kişisel gelişim kitabı değil; aynı zamanda bir aynaya bakma daveti. Bu aynaya cesaretle bakabilmek için belki bir adım gerekiyor. Benim o adımım, bir kitapçıda “The Millennial Therapist”in adını gördüğüm o andı. Ve şimdi dönüp baktığımda, iyi ki o adımı atmışım diyorum.
Son olarak bir parantez de kitabın çevirmeni Menekşe Arık hanımefendi için açmak isterim. Psikoloji alanındaki bir kitabı bu kadar düzgün çevirmek ve başka dilde okuyacak olan okuyucalara geçirebilmek büyük iş. Kendisini kutluyorum.
#SaraKuburic #İşBanaDüşer #TheMillennialTherapist #KişiselGelişim #KendiniBulmak #KendineDönüş #Farkındalık #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapYorumu #RuhsalSağlık #ModernPsikoloji #KendinleYüzleş #HayatınSorumluluğu #PsikolojiKitapları #TerapiKitapları #KendiniKeşfet




Bir Cevap Yazın