İyi derecede Almanca ve Fransızca biliyordu. Öyle ki tercümanla başladığı görüşmelerde tercüman dediklerini yanlış çevirince “yok ben onu söylemedim” diyecek kadar iyi bir Fransızcası vardı. Bunu duyan muhatapları şaşırıp kalmıştı. Sonralarda görüşmelerde niçin Fransızca bilmesine rağmen konuşmadığı sorulunca kendi diline verdiği değeri önemsediğini söyleyecekti. Türkçeye çok önem verir yeni kelimeler de kazandırmak için uğraşırdı öyle ki oğlu Erdalın ismini Erkek Dal kelimelerini kısaltarak koymuştu. Goethenin tüm eserlerini Almanca okumuştu. 54 yaşında İngilizce öğrenmeye başladı. 54 yaşındasın. Niye böyle çocuk gibi kendini yoruyorsun diyen annesine “Olur mu anne benim daha istikbalim var.” diye cevap vermişti. Evet İngilizce öğrenmeye başladığında yaşı 54. İngilizceyi kısa zamanda söktükten sonra Tolstoyun Harp ve Sulh kitabını bu dilde okumuştu. Bu kitapta yer alan İngiliz parlamentosundan çok etkilenmiş, “Bizim tek eksiğimiz meşru muhalefet partisi olmamasıdır. Bizim partiden biri yolsuzluğa karıştığı zaman kendisine parti grubunda soruyoruz o da çıkıp yok öyle bir şey diyor. İnanmak zorunda kalıyoruz. Halbuki İngiliz parlamentosundaki gibi muhalefet olsa durum başka olur. Başbakanın sözlerine karşı herkes çatır çatır fikrini söylüyor” demiş, muhalefet partilerinin kurulması için çalışmalar yapmıştı. Fen Bilimlerinin bütün buluşlarda önemli olduğunu söylüyordu. Fizik ve kimyayı önemsiyor evinde ağırladığı öğretmenlerle deneyler yapıyordu. Tüm araç ve makinaların motorunu öğrendi. Satranç ve bilardo ustasıydı. Viyolonsel çaldı. Nota bildiği için batılı tarzda müzikleri anlayarak dinliyordu. Harf devriminden sonra bir kere bile eski Türkçe yazmadı. Bir devrimci olarak devrimlerin ancak dikkatle ve herkesin uymasıyla yürüyeceğini savundu. Kaybetmeyi sevmezdi. At binmeyi çok severdi. Randevularında dakik olmaya özen gösterir, gideceği yere misafirini kenarda bekleme pahasına erken gelirdi. Yatak odasında “Allah’ın dediği olur” yazısı vardı ama kamusal alanda ibadetin görünmesini istemezdi. Dinin Allah ile kul arasında olduğunu savunmuştu. O Türkiye Cumhuriyetinin 2. adamı. O İsmet İnönü. Tüm bunların yayında cephede vatan için çarpışması da cabası.

#İsmetİnönü #İkinciAdam #TürkiyeCumhuriyeti #LozanBarışAntlaşması




Bir Cevap Yazın