GÜVEN GÜRCÜOĞLU

Sarı Zarflar bazı filmlerin yaptığı gibi hikâyesini yavaş yavaş kurarak değil, doğrudan kapıya çarpan bir gerçeklikle başlıyor. Daha ilk sahnelerde gelen sarı zarflar, kapıya konulan işaret ve bu kararların sisteme işlenişi izleyiciye filmin politik atmosferini dolaylı anlatımlar yerine açık bir simge üzerinden kuruyor. Böylece film, daha başında seyirciyi oldukça sert bir gerçekliğin içine yerleştiriyor. Hikâye, Barış Akademisyenleri sürecinin yarattığı kırılmayı merkezine alıyor. Akademiden ihraç edilen insanların hukuki varlıklarının adeta silindiği, yalnızca bedensel varlıklarıyla hayata devam etmeye çalıştıkları bir dönemi anlatıyor. Bu politik çerçevenin içinde ise biri yönetmen ve akademisyen, diğeri oyuncu olan bir çiftin hikâyesi yer alıyor. Film ilerledikçe politik atmosfer bir arka plan olarak kalmıyor; aksine bu karanlığın bireysel hayatlara nasıl sızdığını, özellikle de bir ilişkinin içinde nasıl çatlaklar yarattığını göstermeye çalışıyor.

Sari Zarflar Filmi Hakkin 985

Bu noktada İlker Çatak’ın sinemasını bilenler için şaşırtıcı olmayan bir şey ortaya çıkıyor: yönetmenin en güçlü tarafı yine oyuncu yönetimi oluyor. Çatak, karakterlerin iç dünyasını büyük anlatılar yerine yüzlere, bakışlara ve yakın planlara emanet eden bir yönetmen. Filmde Derya karakterini canlandıran Özgü Namal ve Aziz karakterini oynayan Tansu Biçer bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri haline geliyor. İki oyuncunun performansı, karakterlerin iç dünyasındaki kırılmaları oldukça etkileyici bir biçimde taşıyor. Özellikle yakın planlarda hissedilen gerilim, Çatak’ın oyuncularına ne kadar güvendiğini ve onların performansını nasıl merkeze yerleştirdiğini gösteriyor. Yönetmenin uluslararası ölçekte dikkat çeken bir sinemacı olmasının sebeplerinden biri de tam olarak bu. Zaten bir önceki filmi olan Öğretmenler Odası ile yakaladığı başarı ve Oscar yarışında adından söz ettirmesi, bu sinema dilinin dünya çapında da karşılık bulduğunu göstermişti.

Sari Zarflar Gelbe Briefe 06©credits Ellaknorz Ifproductions Alamode Film 633x430 1

Ancak Sarı Zarflar’ın asıl meselesi oyunculuk ya da yönetmenlikten çok senaryonun taşıdığı yükle ilgili görünüyor. Filmde anlatılmak istenen malzeme oldukça fazla. Çiftin ilişkisi içinde kadının kendini sürükleniyor hissetmesi, erkeğin pasifliği, ekonomik kriz, aileyle yaşamanın yarattığı gerilim, çocuk üzerinden kurulan kırılganlık ve sistemin yarattığı psikolojik baskı… Film bu başlıkların hepsine dokunuyor. Hatta bunları oldukça incelikli bir şekilde küçük işaretlerle izleyiciye sunuyor. Fakat anlatı ilerledikçe ortaya çıkan sorun şu oluyor: film bu meselelerin hiçbirine gerçekten alan açamıyor. Her birinin potansiyel olarak güçlü bir hikâye taşımasına rağmen hepsi yalnızca kısa dokunuşlar halinde kalıyor.

2018244 79217880 1024x577

Bu durum özellikle filmin finaline yaklaşıldıkça daha görünür hale geliyor. İlk bölümlerde ince ince kurulan gerilimlerin, son yarım saat içinde neredeyse tek tek dile getirildiği hissediliyor. Oysa sinema çoğu zaman tam tersini ister; eğer bir film bir duygunun ya da çatışmanın altını bu kadar çizmek zorunda kalıyorsa, bu çoğu zaman o duygunun yeterince gösterilemediği anlamına gelir. Sarı Zarflar da tam bu noktada kendi içindeki çelişkiyi görünür kılıyor. Film boyunca küçük küçük verilen ilişkisel kırılmalar, final bölümünde daha doğrudan ve açıklayıcı bir biçime dönüşüyor.

Benzer bir durum yan karakterlerde de hissediliyor. Filmde yer alan oyuncuların neredeyse tamamı güçlü performanslar sergiliyor. Ancak hikâyenin merkezinde yoğunlaşan anlatı, bu karakterlerin derinleşmesine izin vermiyor. Bu nedenle yan karakterler zaman zaman yalnızca hikâyenin çevresinde duran figürler gibi kalabiliyor. Halbuki filmde işaret edilen her bir gerilim hattıekonomik baskı, aile içi sıkışmışlık, ebeveynlik sorumluluğu, kişisel kırılma – kendi başına genişleyebilecek bir dramatik alan taşıyor.

Sari Zarflar Gelbe Briefe 13©credits Ellaknorz Ifproductions Alamode Film 633x278 1

Tüm bunlara rağmen Sarı Zarflar’ın önemli bir gücü var: anlattığı atmosfer. Film özellikle akademi süreçlerinde yaşanan ihraçlar ve bu süreçlerin yarattığı travma ile empati kurabilen bir izleyici kitlesi için oldukça güçlü bir karşılık bulabilir. Çünkü film yalnızca bireysel bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda belirli bir dönemin ruh halini de yakalamaya çalışıyor. Ancak genel izleyici açısından bakıldığında film şu hissi bırakabiliyor: sanki bütün tuşlara basılmış, fakat o tuşların her birinden yalnızca kısa bir ses duyulmuş gibi.

Yine de Sarı Zarflar, tüm bu dağınıklığına rağmen önemli bir sinemasal çabanın ürünü olarak dikkat çekiyor. Güçlü oyunculuk performansları, İlker Çatak’ın karakterlere yakın duran yönetmenliği ve politik bir atmosferi kişisel bir hikâye üzerinden anlatma isteği filmi izlemeye değer kılıyor. Her ne kadar senaryonun taşıdığı fazlalık bazı hikâyelerin derinleşmesine izin vermese de film, Türkiye’nin yakın geçmişinin yarattığı kırılmaları sinema aracılığıyla tartışmaya açan önemli denemelerden biri olarak akılda kalıyor. Ve bütün bu eksiklerine rağmen İlker Çatak’ın sinemasının uluslararası ölçekte konuşulmaya devam edeceğini bir kez daha hatırlatıyor.

©ifproductions Filmstill 3 Scaled 1 1024x436

Bir Cevap Yazın

Popüler

GÜVEN GÜRCÜOĞLU sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin