Nouvelle Vague, bir akımı anlatmaktan çok bir filmin doğuş anına odaklanan bir yapım. Film, Cahiers du cinéma’da yazılar yazan genç Jean-Luc Godard’ın, “en iyi film eleştirisi film yapmaktır” diyerek kamera arkasına geçme kararını merkeze alıyor. Godard’ın yapımcı Georges de Beauregard’ı düşük bütçeli bir filme ikna etmesi ve senaryoyu François Truffaut ile birlikte, gangster bir çift üzerine kurması hikâyenin çıkış noktası.
Ortaya çıkan film ise sinema tarihinin kırılma anlarından biri olan Breathless (Serseri Aşıklar). Nouvelle Vague, bu filmin set arkasına girerek Fransız Yeni Dalgası’nın nasıl bir fikirden, bir cesaretten ve biraz da başına buyrukluktan doğduğunu gösteriyor.
Richard Linklater, burada klasik bir biyografi anlatısı kurmak yerine, sinemanın kurallarının yıkıldığı o anın ruhunu yakalamaya çalışıyor. Büyük dramatik zirvelerden çok, fikirlerin dolaştığı sohbetlere, set kaosuna ve doğaçlamaya alan açıyor.
Nouvelle Vague, Fransız Yeni Dalgası’nı teorik olarak anlatan bir film değil; o dalganın ilk çarpış anını hissettiren sade ama anlamlı bir sinema deneyimi. Sinema tarihine meraklı olanlar için özellikle değerli.








Bir Cevap Yazın