İstanbul’u konu alan yapımlar her zaman ilgi çekmiştir. Bu kadim şehri anlamaya, anlatmaya çalışmak zordur; derinlik ister, görgü ister, deneyim ister. “İstanbul Ansiklopedisi” adlı dizi ise bu zorluğu göze almış gibi görünse de, ne yazık ki ne karakterleriyle ne anlatımıyla ne de İstanbul’a dair söyledikleriyle bu yükün altından kalkamıyor.

Başrolde Helin Kandemir’in canlandırdığı Zehra, taşradan İstanbul’a yeni gelen, kimliğini ve aidiyetini arayan bir genç kadın. Diğer yanda ise Canan Ergüder’in hayat verdiği Nesrin, şehirle bağlarını koparmaya ramak kalmış, hayattan yorgun düşmüş bir başka kadın. Kâğıt üzerinde bu iki karakterin hikâyesi kesiştiğinde ortaya derinlikli bir çatışma ve dönüşüm çıkması gerekirken, dizide bu karşılaşma öylesine yüzeysel işleniyor ki, ne Zehra’nın arayışı inandırıcı olabiliyor ne de Nesrin’in vedası etkileyici bir anlam kazanıyor.

Zehra’nın hikâyesi, bir taşralı karakterin şehirle yüzleşmesini temsil etmeye çalışıyor. Ancak karakterin taşradan geldiğini sadece kıyafetlerinden, mimiklerinden ya da birkaç diyalogda geçen “geldim buralara” vurgularından anlıyoruz. Oysa karakterin taşıdığı geçmiş, sınıfsal kodlar, aidiyet sorunsalı hiçbir şekilde ete kemiğe bürünmüyor. Taşralı gibi davranmıyor, taşralı gibi düşünmüyor, sadece öyle göstermeye çalışıyor. Aynı şekilde Nesrin karakteri de bir İstanbul entelektüeli gibi sunulsa da, bu iddiayı taşıyabilecek derinlikten yoksun. Şehirle bağlarını koparmaya çalışan bir kadının zihinsel ve duygusal yükü yerine, sahte bir melankoli ve içi boş diyaloglar izliyoruz.

Yönetmen koltuğunda Selman Nacar oturuyor ama ne yazık ki yönetmenlik açısından da dizi sınıfta kalıyor. Nacar, sinematografik anlamda kimi anlarda stilize kareler sunmaya çalışsa da, anlatının içsel boşluğunu kapatacak bir yönetmenlik becerisi sergileyemiyor. Sahne geçişleri yer yer kopuk, diyaloglar ise hayatın içinden değil, sanki kaleme alınırken bile inandırıcılığı düşünülmemiş cümleler gibi.

En büyük sorun ise dizinin “Bir Başkadır” olma çabasında saklı. Berkun Oya’nın yazıp yönettiği o çok konuşulan yapım, farklı sınıflardan karakterleri çatıştırırken onları anlamaya, çözmeye çalışan bir işti. “İstanbul Ansiklopedisi” ise aynı şeyi yapmaya çalışırken ne karakterlerini tanıyor, ne de temsil ettikleri kültürel kodlara hâkim. Bu yüzden yapım, gerçeklikle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir ‘sosyolojik dekor’ sunuyor. Üzerine düşünülmemiş semboller, sahte çatışmalar ve içi doldurulmamış karakterler…

Bu yapım, İstanbul’un sadece fon olarak kullanıldığı, içi boşaltılmış bir hikâye sunuyor.
“İstanbul Ansiklopedisi” karakterlerini taşıyamayan oyuncularla, altı doldurulmamış temalarla ve yönünü bulamayan bir rejisörle, olmak istediği her şeyin uzağında bir diziye dönüşmüş. Türkiye’deki sınıflara ayrılmış toplumu anlatmak bu kadar kolay değil. Hele ki onu hiç tanımadan anlatmaya kalkarsanız, ortaya sadece yavan bir seyirlik çıkar.
#İstanbulAnsiklopedisi #Dizi #Netflix




Bir Cevap Yazın