
Ekim ayı boyunca kulağıma takılan, gönlüme dokunan ve Spotify’da “beğenilenler” listeme hızla giren şarkıları sizinle paylaşmak istedim. Kimisi sosyal medyada kimisi radyoda yakaladı beni, kimisi de eski ama benim için yepyeni bir keşifti. Kısacık notlarla işte bu ayın şarkı günlükleri:
1. Bu Defa Başka – İrem Derici

Ben İrem Derici‘nin sesini sevenlerdenim. Bence çoğu sanatçının sesi bilgisayarla durumu kurtarırken canlı performanslarına da denk geldiğim için bunu rahatlıkla söylüyorum. Vokali az performansları ile bence şarkıların hakkını veriyor. Son dönemde çıkan pop şarkıcı bolluğuna bakarsak, olumlu anlamda üst seviyeleri zorlayacak bir ses. Şarkıları da öyle çok anlamsız sözler içermiyor. Bu Defa Başka sanatçının son çıkardığı single. Hafif bir şarkı Bu Defa Başka. Nakaratta İrem Derici’nin yükseldiği yerler olsun, şarkıcının girişi olsun dinlettiriyor. İrem Derici slow şarkılarını seviyorsanız kesin dinleyin.
2. Köpüklü Kahve – Şerife Fidan

Diyeceksiniz ki bu kadar bilinmedik şarkıcıları nasıl buluyorsun. Aslında bunlar bazen Spotify’ın keşfet menüsünden çıkan şarkılar oluyor çoğu zaman. Bazen de benim müzik zevkime göre kendisinin önerdiği sesleri karşıma çıkartıyor. Şerife Fidan‘ın Köpüklü Kahve şarkısı da bunlardan biri. Olumsuz sözlere sahip bir şarkı olmasına rağmen hareketli bir şarkı Köpüklü Kahve. Belki de bu zıtlık şarkıyı dinleten unsur. Bir aşk acısı var ama şarkıyı dinlerken bir yandan da aşk acısını kenara bırakıp şarkının ritmine kendinizi bırakabiliyorsunuz. Ben şarkıda Eşref Vakti grubunun şarkılarının tadını aldım. Siz de bu türe ilgiliyseniz. Şerife Fidan’ın bu şarkısına kulak verin.
3. Dön Bebeğim – Gökhan Türkmen & Ümit Sayın

Dön Bebeğim Tarkan‘ın 1994’te çıkan efsane albümü A Acayipsin de yer alan Kış Güneşi, Unutmamalı gibi efsane slow şarkıların içerisinde kendisine yer bulmuş unutulmaz şarkılardan. Sözü müziği Ümit Sayın olduğunu öğrenince o dönem çok şaşırsakta Ümit Sayın’ın imzası bulunan şarkıları araştırınca bu şaşkınlığımız yerini takdire bıraktı. Seneler önce megastarımız Tarkan’dan dinlediğimiz bu efsane şarkıyı Gökhan Türkmen eserin sahibi Ümit Sayın ile yeniden yorumlamış. Tarkan yorumuna göre daha akustik bir versiyonun bizleri karşıladığı Dön Bebeğim bu hâliyle de dinleyici kendine hayran bırakıyor. Şarkı adeta bir yol şarkısına evrilmiş. Siz de eski şarkılara yapılan yeni dokunuşları seviyorsanız Gökhan Türkmen ve Ümit Sayın’ın bu ortak çalışmasına kulak verin.
4. Anatolian Psych Rock Lab – Acem Kızı

Anatolian Psych Rock Lab, Türk halk müziğini AI (Yapay Zeka) teknolojisiyle psychedelic rock’a dönüştüren bir YouTube kanalı. Ben kendilerini yeni keşfettim ve ilk keşfim bu şarkı ile oldu. Kendim de türkülerle yapay zekanın entegrasyonunu denediğim çalışmalar yaptığımdan mıdır bilinmez, yeni teknolojinin o metalik sesini Acem Kızı türküsüne oldukça yakıştırdım.
5. Sar Be – Cenk Eren

Cenk Eren hareketli şarkılar da okuyor ancak ben Cenk Eren‘i slow şarkılarda çok başarılı buluyorum zira güçlü sesi daha çok ortaya çıkıyor. Bazı şarkıcılar vardır hani tanışmazsınız ama sıcaklık hissedersiniz ya Cenk Eren açıkcası benim için öyle bir sanatçı. Tanju Okan, Ferdi Özbeğen, Selda Bağcan, Barış Manço gibi isimlerin şarkılarını yeniden yorumladığı repertuvar adını verdiği bir yerde geçmişe saygı gösteren proje albümlerini de çok başarılı buluyorum. Eren’in 2024’te çıkardığı bir parça Sar Be. Duygusu yüksek bir şarkı. Girişiyle nakarattaki yükselişi ile insanı bir yerlere götürebilen bir şarkı. Az önce değindiğim o güçlü sesini de nakaratta yaşatıyor Eren. Siz de benim gibi aşırı trabesk müziğinden sıkılmış ve eski sığınaklı limanları arıyorsanız bu şarkı sizi bekliyor.
6. Belle, Belle! – Naïka

Ben yabancı bir şarkı dinleyip beğenirsem mutlaka sözlerine de bakıyorum. Bilmediğim bir dilde olunca da mutlaka çeviriyorum. Belle, Belle! Fransızca da Güzel, Güzel! demek. Kadınlar, nasıl olurlarsa olsunlar güzeldir.
Yorgun, makyajsız, yaş almış, saçları karışmış… hiç fark etmez.
Güzellik özgünlükte ve kendini sevmededir. Şarkı, güzellik kavramını tamamen içsel mutluluk, öz güven, kendini kabullenme üzerine kuruyor. Fransızca şarkılar benim sevdiğim şarkılar oluyor. Hem slow şarkıları hem tempolu şarkılar dinlettirebilme özelliğine sahip. Bunlardan biri de bu şarkı oldu. Gerek temposu gerek yukarıda bahsettiğim sözleri gerekse de Naïka‘nın harika yorumu ile ortaya çok güzel bir şarkı çıkmış. Naïka Miami doğumlu şarkıcı. Afrika, Karayip, Avrupa ortak yapımı bir birey yani bir çok etnik kökeni içinde barındırıyor. Biraz araştırınca Sauce adlı şarkısının iPhone reklamında kullanıldığını da öğreniyorum. Ben bu Belle Belle! adını verdiği şarkısına bayıldım. Farklı dillerin müziklerini dinlemekten keyif alıyorsanız bu Naïka’nın bu tempolu şarkısına şans verin.
7. Blinded By The Light – Bruce Springsteen

Bu ayki en iyi keşiflerimden biri bu albüm oldu. Evet yanlış okumadınız bir albüm oldu. 28 şarkılık harika bir canlı performans albümü. O eski Rock’n Coke günlerine götürdü beni. İtiraf etmeliyim 90’lar çocuğu olarak biz 80’lerin ve 70’lerin müziklerini ihmâl ediyoruz. Halbuki toprak altında ne cevherler var. Bruce Springteen’i tabi ki western star olarak biliyoruz ama şarkılarının ne kadar hakkını veriyoruz soru işareti? Bruce Springsteen için biri Türkiye’de doğsa kesin arabeskçi olurdu demiş. 2007 de çıkarıyorsunuz bu albümü 2006 da kayda geçiyor ve yaşınız 57. Şapka çıkaracağımız o kadar şarkıcı var ki saymakla bitmez. Ben rock müziğinin taşra hâlini çok seviyorum. O vurdumduymaz, gelişigüzel hâl beni benden alıyor. Bu albümü bir akşam açın baştan sona kadar 28 şarkıyı dinleyin ve bu 2 saat 32 dakikalık resital için bana teşekkür edin. Blinden By The Light şarkısına gelecek olursak. Albümün en sevdiğim şarkısı oldu. Müthiş enstrümanlar, müthiş yorumculuk bitmeyen enerji. Uzun süre sonra sanatına bir kez daha saygı duydum Bruce Springsteen’in.
8. Dance Me To The End Of Love – Madeleine Peyroux

Gittiğiniz bir restaurantta arka fondan çalan ya da gittiğiniz bir konserde trio grupların çaldığı hafif blues hafif caz ezgileri barındıran şarkıları sever misiniz? Ben bayılırım. İş yaparken de geri fonda çok güzel eşlikçi olabiliyorlar. Madeleine Peyroux müzik kariyerine tıpkı Zaz gibi Fransız sokaklarında başlamış Amerikalı bir caz şarkıcısı. Açıkcası Peyroux karşıma geçse ve hiç dinlememiş olsam ve bana okuduğu şarkıların türünü sorsalar konuşmasından bile caz olduğunu anlarım. Sesine gidecek müzik türünü seçmiş diyelim. Enfes bir sesi var. Aşık olmamak elde değil. Sanki sözleri düz yazı gibi okuyor da müzik alttan ona fon müzik oluyor gibi. Şiir gibi derler ya şiir gibi okuyor. Leonard Cohen‘in bu efsane şarkısı Dance Me To The End Of Love şarkısını yeniden yorumlamış ve iyi ki de yorumlamış. Aşkın sonuna kadar dans et benimle diyor şarkı ama sonu olmadığını anlıyorsunuz bu güzel yorumla. Bazı şarkıcıları yeni keşfettiğim için bilenleriniz belki bana kızıyordur ama ne yapalım hiçbir şey için geç değil!
9. Kayseri İstasyonu – Berkay Şengül

Ben podcast dinlemeyi çok seviyorum. Bundan iki sene evveldi yanlış hatırlamıyorsam Deniz Dülgeroğlu‘nun hâlen de dinlemekte olduğum Merdiven Altı Terapi adlı podcastinin “Yaşadıklarımı Aklım Almıyor. Delirecek Miyim?” adlı bölümünde Şevval Sam‘ın Harbiye Açık Hava sahnesinde okuduğu bir Çerkez ezgisini çaldı Deniz hanım. Şarkı ritmi ile beni kısa zamanda içine aldı. Şarkının bitiminde Deniz hanım şarkının sözlerinin anneannesi Jan Suret‘e ait olduğunu söyledi.
Altın iplikli nakışlarıma kuş motifleri işliyorum
Aynı yastıkta kocamayanlar dünyada ne gördüler?
Kayseri istasyonundan trenler geçiyor.
Sevip te kavuşamayanlara dünya sanki bir cehennem.
İpek saçlarımı yatak ucumda açıyorum.
Dökülen gözyaşlarım akrabalarım yüzünden.
İpek saçlarımı tarağım ayıramıyor.
Ölüm ayırsa bile sevdiğimi unutamam.
Kayserinin gece ışıkları parıldıyor.
Ben de sevdiğimi hatırladıkça yanıp tutuşuyorum.
Maraş dokuması ipeklilerimi eskitiyorum.
Yaşadığım tüm acıları sevdiğim bana unutturuyor.
Mızıkamın nağmeleri sandığımda yas tutuyor.
Ben de günlerdir yas tutuyorum.
Yukarıda Kunaşey köyü yolunda doru atlım sabırsızlanıyor.
Ölmeden bir kez daha sevdiğimi bana gösterin.
Ölmeden bir kez daha sevdiğimi bana gösterin.
Anneannesini sevdiğine vermemişler ve o da bu sözleri yazmış. Müzik konusunda kitaplar ve filmlere göre daha az yetkin biri olduğumdan mıdır bilinmez ben şarkıların hikâyelerini keşfetmeye o müzik arkeolojisi denilen kazı tarafına daha bir meraklı oluyorum. Ve şarkıların gerek sözlerini gerekse de ne amaçla yazıldıklarını araştırmadan edemiyorum. Bu şarkıyı dinledikten sonra da derinlerine inip araştırmıştım. Deniz hanımın anneannesinden çıkıp bir çok sanatçı tarafından yorumlanan, Çerkez albümlerine girmiş bu eser bu kez karşıma bir enstrümantal müzik olarak karşıma çıktı. E tabi Çerkezler deyince akordiyon ve mızıka olmazsa olmaz. Bu şarkıyı da akordiyon ile yorumlamış Berkay Şengül ve albümdeki diğer şarkılar gibi enfes bir çalışmaya imza atmış Kayseri İstasyonu ile. Bazen sadece müzik duymak istersiniz ya sanırım bu müziği çok defalar duymak isteyeceksiniz.
10. Can Dostum – Ferhat Göçer

Ben Ferhat Göçer‘in müziğini ve şarkılarını sevenlerdenim. Son dönemdeki şarkı sözlerine bakacak olursak da şarkılarının sözleri anlamlı olan nadir sanatçılardan. Neşe Seçil Tokat‘ın sözlerini yazdığı bu şarkının bestesi kendisine aitmiş Göçer’in. Can Dostum isimli parçada yormayan güzel ritmi olan bir şarkıya imza atılmış. Bu şarkıyı dinledikten sonra iki şey düşündüm. Birinci olarak Ferhat Göçer’in diskografisini düşündüm ve geriye dönüp baktığımda ne güzel şarkılara imza atmış Ferhat Göçer dedim. İkincisi olarak da Göçer’in bize daha sık aralıklarla şarkı yapması gerektiğini düşündüm.
11. İzmir’in Kavakları – Agapi Ensemble & Salih Bademci

Burada sık sık dile getiriyorum. Oyuncular konservatuvarda ses eğitimi de almış olduklarından olsa gerek şarkı söylediklerinde hiç sırıtmıyor ve hatta bazı oyuncular çeşitli proje albümlerinin en iyi şarkılarına bile imza atabiliyorlar. Hatta kimisi kendi albümlerini bile yapıyorlar. Salih Bademci de sesini şarkılara yakıştırdığım bir isim. Hatta kendi sesine yakışan şarkıları seçiyor desem daha doğru olur. Bora Öztoprak‘ın 30. Yıl özel içeriklerinde Öztoprak’ın keyifli şarkısı Çetrefilli Yollar‘da dinlemiştim ilk kez Bademci’nin sesini sonra Kulüp gibi dizilerde seslendirdiği şarkılarla ön plana çıkarmaya başladı sesini. Bu sene de Agapi Ensemble ile birlikte İzmir’in Kavaklarını yorumlamış değerli oyuncu ve iyi ki de yorumlamış. Bazen bazı şarkıların farklı seslerden duyunca insan farklı bir lezzet alıyor ben de bu şarkıda o lezzeti alanlardanım. Ensemble son dönemde çok karşımıza gelen bir kelime. Kelime anlamı topluluk demek aslında. İçinde ensemble geçen yerli ve yabancı gruplar da kötü işler yapmıyor aksine zengin enstrüman kullanımı ile şarkılaradeğişik bir hava katabiliyor. Ve bu gruplar müzik dışı çeşitli isimlerle iş birliği yapınca ortaya daha da zengin bir iş çıkıyor. Türkü seviyor ama biraz da farklı bir tat istiyorsanız Agapi Ensemble & Salih Bademci ortaklığını kaçırmayın.
12. Pardon – Müge Ka

Müge Ka benim ilk kez dinlediğim bir ses. Ben alaturkaya kayan pop müzikleri kulağıma gelince oldukça seviniyorum. Hafif fasıla kayan ama pop duruşunu da esere yediren şarkılar. Müge Ka’nın Pardon şarkısı da tam anlamıyla bunu karşılayan bir şarkı. Yer yer dokuz sekizlik roman havalarına da göz kırpan şarkı farklı türlerin kesişimini sevenlerin bayılacağı bir iş olmuş.
13. Gözlerin Kaldı Bende – Bir Şarkı Kadar

Son dönemde bir tartışma aldı yürüdü. Yapay Zeka ile oluşturulmuş şarkılar çok ön plana çıkarılıyor normal şarkıları keşfedemiyoruz diye. Hatta sanatçılar da bu durumdan muzdarip. Bu aslında taciz noktasına bile gelmiş durumda zira bu tip şarkıları keşfetmek istemeyenlerin bile karşısına çıkıyormuş. Özellikle benim de kullandığım Spotify hedef gösteriliyor. Ben çözümün Spotify’ın yapay zeka ile oluşturulan müzikleri de öner butonu koyarak işi çözmesi taraftarıyım. Çünkü herkes metalik sesleri sevmeyebiliyor. Sözü ve müziği Ali Seydi isimli bir besteciye ait olan Gözlerin Kaldı Bende isimli şarkı da bana yapay zeka yardımı ile okunmuş gibi geldi. İsim de Bir Şarkı Kadar olunca bu ihtimaller güçleniyor. Yapay zeka ile okunmuş mudur bilemem ama kulağıma gelen ses beni içine aldı. Sonuçta müzik sevki bu değil midir? Kulağa hoş gelen her şeyi dinlemek. Hafif 70’ler tınısı da olan bu şarkı yer yer de hafif sözlü Anadolu Rock’a göz kırpıyor.
14. Adieu – 17 Hippies

17 Hippies, ağırlıklı olarak akustik enstrümanlar çalan, profesyonel ve amatörlerden oluşan Berlin, Almanyalı bir grup. Müziklerini çeşitli halk etkilerinin bir karışımı olarak lanse etmişler. Dinleyince bunun ne kadar doğru olduğunu anlıyorsunuz. Tüm dünyadan beslenen müzik gruplarını görünce ben çok mutlu oluyorum. Biraz YouTube’dan da baktım da her yaştan insanı almışlar içlerine ve enerjilerine bayıldım. Kendini dinleten şarkıları var. Onlardan biri de Adieu. Ölüm ve ölüm sonrası bir vedayı çok güzel anlatan bir şarkı Adieu. Birinin sevgilisinin ölüm döşeğindeki son anlarını hatırlaması var bu şarkıda. Bu yüzden şarkı, yavaş, hüzünlü ama romantik bir ölüm vedası gibi. Sevilen birinin son anını, ardından gelen boşluğu ve “onu takip etme” isteğini anlatıyor.
Ben geldim, veda etmeye
Diğerleri önden gitti bile, seni bekliyorlar
Ama kokun hâlâ havada asılı duruyor.Kimsenin söyleyemeyeceğini alıp gidiyorum
Çünkü kimse sana benim kadar yakın hissedemez
Sanki hâlâ buradaymışsın gibi.Hatırlıyor musun, akşam olduğunda
Yatıyordun beyaz, kollarımda
Çok konuşmadın, mavi bir ışığa akıp gittin.Ben geldim, veda etmeye.
Bana söylediklerin her şey
Kollarımda kaldığın an
Sadece şunu söylemiştin: “Geceni bana ver.”Ben geldim, veda etmeye
Diğerleri önden gitti bile, seni bekliyorlar
Ben ise senden büyülenmiş / sana kapılmış olarak kalıyorum.Beni de yanında götür, her şeyi burada bırakırım
Sen önden git, ben sana geleceğim
Gece olunca geri döneriz.
15. Girl From The North Country – Bob Dylan & Johnny Cash

Jonny Cash 2003’te kaybettiğimiz Amerikalı bir rock ve country müzikleri ile tanıdığımız bir isim. Ben bu şarkıyı yorumlayışına ilk kez denk geldim. Dylan, şarkıyı 1963’teki albümü The Freewheelin’ Bob Dylan için yazdı ve kaydetti fakat ben 6 yıl sonra 1969’da bu şarkıyı Johnny Cash ile tekrar okuduklarını bilmiyordum. Bu ayın sonunda enfes bir keşif oldu benim için ve beni oldukça eskilere götürdü. Harika yorumlamış iki assolist bu şarkıyı. Hafif sözlü country müziklerine kendinizi bırakmak isterseniz bu şarkıya mutlaka şans verin. Dinleyenleriniz kesin vardır. Hatta Bob Dylan’dan kesin dinlemişsinizdir ama Girl From The North Country şarkısının bu düet versiyonu da orijinalini aratmayacak kadar güzel olmuş.
Benim Ekim ayı keşiflerim böyleydi. Listeyi aşağıya bırakıyorum. Belki siz de aralarında kendinize bir favori çıkarırsınız. Yorumlarınızı merakla bekliyorum!
Geçmiş aylardaki keşiflerim için müzik kategorisine göz atabilirsiniz.
Müzikle kalın! 🎶🎶





Bir Cevap Yazın