Daha önce izlediğim ve beğendiğim bu filmi MUBI’de tekrar izleyince kısa bir yorum yapmak istedim.

Ozan Yoleri’nin Talin’den ödülle dönen filmi Başlangıçlar, yönetmenin deneysel sinema geleneğinden beslenen diliyle, resim ile insan ruhu arasındaki kırılgan bağı incelikle kuran bir film. Sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücünü merkezine alan yapım, klasik anlatı kalıplarının dışına taşmadan ama onları esneterek, izleyicisini sessiz ve içe dönük bir yolculuğa davet ediyor. Yoleri, görsel düşünceyi hikâyenin duygusal omurgasına yerleştirirken, tuval ile hayat arasındaki paralelliği zarif bir sinema diliyle kuruyor.

Paris’teki doktora eğitimini yarıda bırakıp İstanbul’a dönen Defne’nin, restore etmeye çalıştığı Osmanlı tablosu üzerinden kendi kırık parçalarını da bir araya getirme çabası, filmin en güçlü damarını oluşturuyor. Ahsen Eroğlu, içe kapanan ama derinleşen bir karakteri son derece doğal ve ölçülü bir performansla taşıyor. Selin Baril’in sinematografisi ise filmin ruhunu tamamlayan en önemli unsurlardan biri; ışık, doku ve renk kullanımı hikâyenin melankolik tonunu güçlü biçimde destekliyor.

Filmin diyalog yapısı ve oyunculuk dengesi yer yer zayıflasa da, Başlangıçlar bütününde his kuran bir film olmayı başarıyor. Özlem Zeynep Dinsel başta olmak üzere diğer karakterler de filmi çok güzel desteklemiş. Sadece Hazal Subaşı’nın karakteri dramatik yük taşımakta zorlanıyor ve Ahsen Eroğlu ile paylaştığı sahnelerde bu fark hissediliyor; ancak bu durum filmin ana duygusal çizgisini gölgelemeye yetmiyor. Başlangıçlar, kaybın ardından yeniden kurulan bir hayatın, sanat aracılığıyla kendini onarma çabasının sade ama etkileyici bir portresi olarak hafızada yer ediyor.






Bir Cevap Yazın