Bu dünyadan gelip geçerken, insan olmak üzerine derin düşünceler içinde kayboluyor muyuz? İnsan olmanın anlamı nedir? Üzerine tıbbi, psikolojik ve felsefi çok sayıda yazı yazılmıştır. Ancak bana göre insan olmak, sadece kendini tanımak değil; çevrendeki tüm canlılara, doğaya ve kültürel mirasa duyarlı olmak demektir. İnsan olmanın temelini, kadına, erkeğe, hayvanlara, ormanlara ve doğaya sahip çıkmak oluşturur. Kültürel mirası korumak, taşınır ve taşınmaz varlıkları muhafaza etmek de bu sorumluluğun bir parçasıdır. Bu, benim için en temel insani davranış.
Tabii, bu anlayışı daha ileriye taşıyan insanlar da var. İlk adımı atanlar, farklı bir bakış açısıyla insanlık tarihini şekillendirenler. Bugün sizleri bu ilk adımı atanlardan birisi ile tanıştıracağım. Yani sadece kendi hakları için değil başkalarının hakları için de mücadele eden biriyle.
Bir akşam internette çeşitli kitapları incelerken ve arka planda kadına yönelik şiddetle ilgili bir haber programını dinlerken, aklımda “neden insan olamıyoruz?” sorusu dönüp duruyordu. Tam o sırada, bilgisayarımda dikkatimi çeken bir kitap adı belirdi: Ayşegül Baykan ve Belma Ötüş Baskett’in yayına hazırladığı İletişim yayınlarından çıkan “Nezihe Muhittin ve Türk Kadını -1931”.

Bu bir tesadüf müydü? Evet, bilgisayarda algoritmalar vardı ama bu gerçekten çok ilginç bir tesadüf olmuştu. İşte o akşam tanıştım, bir kadının gücüyle. İlk adımı atma cesareti göstermiş bu hanımefendiyle. Bir kitap sitesinde. Daha sonra bu hanımefendiyle tanışıklığımız sayısız makale ile devam etti. Bugün sizi de bu kadınla tanıştırmak istiyorum. O, sadece dönemin toplumsal yapısını değiştirmeyi amaçlamakla kalmamış, aynı zamanda kadın hakları mücadelesiyle de tarihe adını yazdırmış bir isim. Bu yazıda, onu daha yakından tanıyacak ve onun hayatına, mücadelelerine ve etkileyici mirasına daha yakından göz atacaksınız. Onun adı Nezihe Muhiddin. Peki kim bu kadın? Neyin mücadelesini verdi? Hangi harekete öncülük etti? Hangi derneği kurdu? Hangi kitabı denk gelince onu araştırma ihtiyacı hissettim? Tüm bu soruların yanıtı bu pazar okumalığında. Hadi buyrun kahveler hazırsa başlayalım.
Donanımlı Bir Kadın: Nezihe

İlk serasker Ağa Hüseyin Paşa’nın torunu ve Ali Şevket Paşa’nın kızı Zehra Hanımla, savcılık ve ceza hâkimliği yapmış olan Muhiddin Bey’in kızı Nezihe. 1889 yılında İstanbul’da doğmuş, eğitimini evde özel derslerle tamamlamış bir kadın. Arapça, Farsça, Fransızca ve Almanca öğrenmiş ve kadın derneklerinin faaliyetlerine katılmış. 1909’da öğretmenlik mesleğine başlamış ve İstanbul’da kızlar için kurulan ilk okullarda dersler vermiş. Bu dönemde, eğitimle ilgili makaleler yazarak dikkat çekmiş, Dârülmuallimât’a öğretmen olarak atanmış, ardından İttihat ve Terakki Kız Sanayi Mektebi’nde öğretmen ve müdürlük yapmış. Burada spor, müzik ve yabancı dil dersleri gibi yenilikler ekleyerek okulu modernize etmiş.
Nezihe Muhiddin, ayrıca Donanma Derneği’nin İstanbul Kadınlar Şubesini kurmuş ve Balkan Savaşı sırasında okulunu hastane haline getirerek yardımlar sağlamış. 1912’deki iktisat konferansında Türk kadınlarına yerli mal kullanımı ve milli ekonomiyi destekleme çağrısında bulunmuş, 1913’te Osmanlı Türk Hanımları Esirgeme Derneğini kurarak, kadınların eğitimi ve sosyal hayata katılımı üzerine çalışmalar yapmış, eğitim hayatı boyunca önemli kadın figürlerle tanışmış ve birçok alanda kadın hakları için mücadele etmiş bir kadın.
Kadın Hareketine Giden Yol
Nezihe Muhiddin, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Türk kadınlarının siyasi haklarını kazanmak için aktif bir şekilde mücadele etmeye başlamış. Millî Mücadele sırasında kadınlar, hem cephede hem de geride erkeklerle birlikte ülkenin savunmasına katkı sağladılar. Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte kadınların toplumsal ve siyasi hakları için uygun bir zemin oluşmuş ve Nezihe Muhiddin, kadınların siyasi haklarını kazanabilmesi için çalışmalara hız vermiş.

1923’te Kadınlar Halk Fırkası’nı kurmak isteyen Muhiddin, bu fırkanın kadınların sosyal ve eğitimsel haklarına odaklanacak bir platform olacağını belirtmiş. Ancak, dönemin koşulları nedeniyle bu girişim başarıya ulaşamamış. Bunun yerine 1924’te Türk Kadınlar Birliği kurulmuş, kadınların eğitim, sağlık ve ekonomik destek alması için çalışmalar yapılmış. Nezihe Muhiddin, dernek aracılığıyla ülke genelinde kadınlara yönelik sosyal yardımlar yapmış ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi için projeler geliştirmiş.
Ayrıca, Türk Kadın Yolu adlı dergiyi çıkararak, kadın hakları ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri üzerine yazılar yazmış. Bu dergide, Atatürk’e olan hayranlığını açıkça dile getirmiş ve onun Türk kadını için sağladığı fırsatları vurgulamış. Türk Kadınlar Birliği, 1925’te “kamuya yararlı dernek” olarak kabul edilmiş ve çalışmalarına daha da güçlenerek devam etmiş.
Kadın Hareketi Öncülüğünden, İhraç Edilmeye
Nezihe Muhiddin, Türk Kadınlar Birliği’nin başkanlığını yaptığı dönemde kadınların siyasi hakları için önemli adımlar atmış. 1927’de Türk Kadın Birliği kongresi sırasında, kadınların 1927 belediye seçimlerine katılması konusu tartışılmış, ancak seçimlere katılım sağlanamamış. Kadınların mebus adaylığı reddedilince, Türk Kadın Birliği feminist bir erkek aday göstermeyi denemiş, ancak bu da başarısız olmuş. Nezihe Muhiddin, kadınların siyasi haklarından vazgeçmeyeceğini belirtmiş, ancak birlik içindeki yolsuzluk iddiaları sonrası eleştiriler almış ve 1927’de ihraç edilmiş.

1930’larda kadınların belediye seçimlerine katılması ve siyasi haklar konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmiş, 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmış, 1935 seçimlerinde Nezihe Muhiddin de İstanbul milletvekili adayı olmuştur, ancak seçilememiş. Aynı dönemde, Türk Kadın Birliği, kadınların haklarını elde etmeleriyle 1935’te kendini feshetmiş.
Kadın Mücadelesine Yazarak Devam Etme
Nezihe Muhiddin, 1931’de “Türk Kadını” adlı kitabını yayımlayarak, kadın hakları mücadelesinin tarihini ve kendi görüşlerini aktarmış. Mustafa Kemal Atatürk’e olan derin saygısını sıkça dile getirmiş. Kadınların hakları konusunda attığı adımlarla, Türk kadınının erkeklerle eşit haklar kazandığını vurgulamış, kadının savunulması gereken bir varlık değil, eşit bir birey olduğunu savunmuş.
“Kadın Mücadelesi” Çizgisini Asla Terk Etmeyen Bir Ömrün Sonu
Nezihe Muhiddin, 1930’ların sonlarında aktif siyasetten çekilmiş, 1935’te İstanbul Halkevi’nde görev almış ve son olarak öğretmenlik yapmış. Hayatının son yıllarında, 1958’de İstanbul’da vefat etmiş. Nezihe Muhiddin, Türk kadınının eşitlik mücadelesinde önemli bir figür olarak kalmış.

Nezihe Muhiddin’in Mirası Türk Kadınlar Birliği’nin Yeniden Doğuşu
1949 yılında hakların, kazanılması için olduğu kadar, korunması ve geliştirilip, genişletilmesinin de gerekliliği karşısında dernek, kurucularının başında Mevhibe İnönü’nün de yer aldığı Latife Bekir Çeyrekbaşı, Makbule Dıblan, Mebrure Aksoley, Kamile Erim, Neriman Sirer, Aliye Beyazıt, Lamia Refik Fenmen, Dr.Mediha Eldem, ve Necile Bilen’den oluşan aydın kadınlarımız tarafından, 13 Nisanda yeniden kurulmuş.
Türk Kadınlar Birliği, 1954 yılında da, Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamu Yararına Çalışan Dernek” statüsünü kazanmıştır.
Peki Nedir Bu Türk Kadınlar Birliği?
Türk Kadınlar Birliği, Türkiye’deki kadınların toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasal haklarını savunmak, kadınların toplumsal hayatta eşit haklara sahip olmalarını sağlamak amacıyla 1924 yılında kurulmuş, önemli bir sivil toplum kuruluşu. Kadın hakları konusunda öncü bir rol üstlenen bu kuruluş, tarihsel olarak Türkiye’nin kadın hareketine önemli katkılarda bulunmuş ve hala günümüzde kadınların yaşamlarını iyileştirmek adına çalışmalarını sürdüren bir dernek.

Türk Kadınlar Birliği’nin temel amacı, Türk kadınının sosyal, kültürel ve siyasal haklarını savunmak ve kadınların toplumsal hayatta daha aktif rol alabilmelerini sağlamak. Birliğin kuruluşunda belirlediği temel ilkelerden aslında bize derneğin amacını daha net biçimde anlatacaktır:
- Kadınların Eğitimi: Kadınların eğitimi, Türk Kadınlar Birliği’nin en önemli amaçlarından biri olmuş. Kadınların bilinçli bireyler olarak topluma katılabilmesi için eğitimli olmaları gerektiği savunulmuş, bu bağlamda, kadınların eğitim almasını teşvik eden çeşitli faaliyetler yürütülmüş ve hâlen yürütülmekte.
- Kadınların Sosyal Hakları: Türk Kadınlar Birliği, kadınların sosyal haklarını savunmuş ve sosyal güvenlik, çalışma hakları gibi alanlarda kadınların eşit muamele görmesini sağlamaya çalışmış. Özellikle kadın işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve iş güvencelerinin arttırılması için çabalar sarf edilmiş.
- Kadınların Siyasal Katılımı: Birliğin en önemli hedeflerinden biri de kadınların siyasal yaşama katılımını sağlamak. 1930’lu yıllarda kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi için Türk Kadınlar Birliği aktif olarak mücadele etmiş. 1934’te Türk kadınlarına seçim hakları verildiğinde, bu tarihin ardında birliğin de büyük bir payı olmuş.
- Kadın Hakları Savunuculuğu: Türk Kadınlar Birliği, kadın haklarını savunmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği için çeşitli kampanyalar düzenlemiş. Kadınların toplumda daha görünür hale gelmesi, şiddetle mücadele edilmesi ve kadınların çalışma hayatına katılımının arttırılması gibi konularda kamuoyu oluşturulmuş.
- Kadınlar Arasında Dayanışma: Birlik, kadınlar arasında dayanışmayı teşvik etmek amacıyla birçok sosyal ve kültürel etkinlik düzenlemiş, kadınların toplumsal sorunlarına dikkat çekmiş. Bu etkinlikler aracılığıyla kadınların bir araya gelip güç birliği yapmaları sağlanmış.
Türk Kadınlar Birliği’ne Neden İhtiyaç Duyuluyordu?
Türk Kadınlar Birliği, kurulduğu dönemde kadınların toplumsal hayatta yer alması için gerekli desteği sağlayacak bir platformun eksikliğini hissetmiş. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kadınlar, hem toplumsal hem de siyasal olarak birçok hakka sahip değillerdi. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte kadın hakları konusunda bazı adımlar atılmaya başlansa da, bu reformların hayata geçirilmesi ve toplumda kabul görmesi zaman alacaktı. Bu yüzden, kadınların kendi haklarını savunmak ve diğer kadınları da bilinçlendirmek adına bağımsız bir kadın hareketine ihtiyaç duyulmuş.

Türk Kadınlar Birliği, işte bu boşluğu doldurmak ve kadınları daha aktif bir şekilde toplumsal değişime katmak için kurulmuş. Kadınların eğitim, sağlık, çalışma hayatı, siyasal haklar gibi birçok alanda eşit haklara sahip olması için bir yol gösterici olmuş ve kadın hakları konusunda bilinçlenmeyi arttırmış.
Türk Kadınlar Birliği’nin Çalışmaları
Türk Kadınlar Birliği, kuruluşundan bugüne kadar pek çok önemli projeye imza atmış. Kadınların eğitim seviyesinin artırılması için çeşitli okullar açılmasına destek olmak, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alabilmesi için teşvik edici faaliyetlerde bulunmak, kadınların sosyal güvenlik hakları ve sağlık hizmetlerine erişimi konusunda da çalışmalar yapmak gibi saysız faaliyeti var bu hareketin.
Birlik, kadına yönelik şiddetle mücadele, kadının siyasetteki rolünü güçlendirme ve kadınların eşitlik hakkı gibi önemli konularda da sürekli bir mücadele içinde. Günümüzde de toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda çeşitli eğitim programları, seminerler ve kampanyalar düzenleyerek, Türk kadınlarının daha iyi bir yaşam sürmesi için çalışmalarını sürdürmekte.

Türk Kadınlar Birliği, tarihsel olarak Türk kadınının toplumsal hayatta hak ettiği yeri bulması, eşitlikçi bir toplum oluşturulması için önemli bir rol oynamış. Kadın hakları konusunda kamuoyu oluşturan, kadınların eğitim ve siyasal hayatta daha fazla yer almasını sağlayan bu birliğin çalışmaları, bugün de büyük bir anlam taşımakta. Kadınların toplumsal hayatta eşitlikçi bir şekilde var olabilmesi için güçlü sivil toplum kuruluşlarına olan ihtiyaç hala devam etmekte ve Türk Kadınlar Birliği, bu amacına yönelik çalışmalarını 1924 yılından bu yana sürdürebilmekte ve Türkiye’nin sosyal yapısına önemli katkılar sunmakta.
Nereden Çıktı Bu Yazı?
Nezihe Muhiddini ve kurduğu derneği tabi ki biliyordum. Ama bir kitap kapağı onu daha yakından tanımama vesile oldu. Peki bu yazı? Gerçekten bir kitap kapağıyla mı çıktı bu yazı? Asla! Bu yazı son 2 yılda balkondan düşerek ölen 93 kadının, hatta siz bu yazıyı okurken sayısı 94 olan kadın sayısının 95 olmaması için yazıldı. Kadın cinayetlerini durduracağız platformunun 2023 yılı sonu raporuna göre cinayete kurban giden 315 kadının 316, 248 şüpheli kadın ölümünün 249 olmaması için yazıldı. Türkiye’de son 7 yılda %82 artan kadın ölümlerinin %83 olmaması için yazıldı.

Bu aslında bir Nezihe Muhiddin yazısı değildir. Annenin, ablanın, teyzenin, halanın, yengenin, kız kardeşinin, 8 yaşındaki Narin’in, 6 yaşındaki Şirin’in kısacası toplumdaki tüm kadının yazısıdır.
Gazi Mustafa Kemal’in yaptığı gibi kadına verilen değere geri dönmeli, Afet İnan, Sabiha Gökçen, Nezihe Muhiddin, Türkan Saylan, Muazzez İlmiye Çığ’ın yaptığı gibi Atatürk’ün gösterdiği hedefe gitmeliyiz.
İşte bu sebeple, ben bu tür derneklerinin faaliyetlerini önemsiyorum. Çünkü kadın bilinçlenirse, 8 yaşındaki çocuğu Narin’in ölümüne göz yummaz, kadın bilinçlenirse dünyayı değiştirebilir; çünkü her değişim, bir kadının içindeki gücü fark etmesiyle başlar. Kadın bilinçlenirse, sadece kendini değil, tüm toplumu dönüştürür; Kadın bilinçlenirse, bir toplumun sınırları kalkar; çünkü her kadının içindeki potansiyel, dünya için bir umut ışığı olur. Kadın bilinçlenirse, cehalet yerini bilgeliğe bırakır; toplumlar adaletin ve eşitliğin ışığıyla aydınlanır. Kadın bilinçlenirse, özgürleşir; özgürleşen kadın ise dünyayı yeniden şekillendirir. Kadın bilinçlenirse, sevgi sadece duygudan ibaret olmaz; sevgi, hak, eşitlik ve empatiyle güç bulur. Kadın bilinçlenirse, nehir gibi akar, dağlar gibi yükselir; hiçbir şey onu durduramaz, çünkü farkındalık onun en güçlü silahıdır. Kadın bilinçlenirse, kendi değerini bilerek adımlarını atar; kendi değeriyle dünyayı etkileyebilir. Kadın bilinçlenirse, toplumlar sadece adaletli değil, aynı zamanda barış ve huzur içinde var olurlar. Kadın bilinçlenirse, sesini duyurur; sesini duyurursa, dünya onu duyar ve değişim başlar.
Atamızın Dediği Gibi
“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”
Mustafa Kemal Atatürk
30 Ağustos 1925 Kastamonu Konuşması

“Bu yazı 2024’ün ilk 9 ayında cinayete kurban giden 393 kadına ithaf edilmiştir.”

#PazarOkumalığı #NeziheMuhiddin #TürkKadınlarBirliği #Kadın #AyşegülBaykan #BelmaÖtüşBaskett #Kitap #İletişimYayınları #KadınHareketi #KadınCinayetleri #KadınaŞiddet #İstanbulSözleşmesi #AnıtSayaç #MustafaKemal #Atatürk #İstanbulSözleşmesiYaşatır




Bir Cevap Yazın