Geçenlerde bir videoda, çevreye ve insana katkı sunan markaların hikâyelerini dinledim. Kånken çantalarıyla tanıdığımız Fjällräven’in PFAS kimyasallarını kullanımını bırakması ve ürünlerin ömrünü onarımla uzatması; Cotopaxi’nin üretimden artan kumaşları değerlendirmesi ve yıllık gelirinin %1’ini yoksullukla mücadeleye ayırması dikkat çekiciydi. Patagonia’nın kurucusu Yvon Chouinard ve ailesinin şirketi, işletmeye yeniden yatırılmayan kârın doğayı korumaya aktarılacağı bir yapıya devretmesi de bu örneklerden biri.

Bu hikâyeler bana daha önce okuduğum iki kitabı hatırlattı. Blake Mycoskie’nin “Start Something That Matters” kitabında, Arjantin’de ayakkabısız çocuklarla karşılaşmasının TOMS’un “One for One” modeline nasıl ilham verdiğini okumuştum. Satılan her çift ayakkabının karşılığında, ihtiyacı olan bir çocuğa bir çift ayakkabı bağışlamak. Tony Hsieh’in “Delivering Happiness” kitabında ise Zappos’un müşteri ve çalışan mutluluğunu merkeze alan yaklaşımıyla tanışmıştım. Zappos, “Zappos for Good” kapsamında Soles4Souls ile çalışarak ABD’de ayakkabı ve kıyafet bağışlarının kargo ücretini de karşılıyor.
Benzer bir örnek de Tony’s Chocolonely. Çikolatalarının eşit olmayan parçaları, kakao sektöründeki gelir adaletsizliğine dikkat çekiyor. Marka, kakao çiftçilerinin geçimlerini sağlayabilecekleri bir gelire ulaşması için ek primler de ödüyor. Bu hikâyeler, satın aldığımız ürünlerin arkasında nasıl bir üretim anlayışı olduğunu merak etmemiz için güzel birer neden. Siz bir ürün alırken markanın çevreye duyarlılığına ve insanlara sağladığı katkıya da bakıyor musunuz? Belki bu yazıdan sonra bakarsınız, kim bilir?




Bir yanıt yazın