
Mustafa Kemal Atatürk üzerine sayısız kitap okudum. Zaferleri tartışılmaz; bu, hepimizin bildiği bir gerçek. Ancak beni her seferinde en çok etkileyen başka bir ayrıntı var: Küçük yaşta yetim kalan bir çocuğun, dayısının yanında rençberlik yaparak da hayatını sürdürebilecekken asker olmayı kafasına koyması…
Annesi ve kız kardeşi çalışamıyorken, kadınların çalışmasının bile neredeyse imkânsız olduğu bir dönemde, genç yaşta bütün hayatını bir ideale adayabilmesi. İşte bu risk, bu cesaret… Belki de asıl büyük zaferin başlangıcı buydu. Çünkü eğer ideallerinin peşinden gitmese, belki biz hiç olmayacaktık.
Ayşe Kulin’in son kitabı “Aylardan Kasım Günlerden Perşembe”, işte tam da bu noktada beni derinden etkiledi. Kulin, arka kapakta da belirttiği gibi bu kitabında yalnızca “iyi asker ve kurucu devlet adamı Atatürk”ü değil; çocuk Mustafa’yı, delikanlı Mustafa Kemal’i, dostu, aşığı, evlenen ve boşanan, yalnız kalan ama her daim büyük bir idealin peşinde yürüyen insanı anlatmak istemiş.
Kulin’in kaleminde Mustafa Kemal, zaferlerin ötesinde bir insana dönüşüyor: sevinçleri, kırgınlıkları, aşkları ve hayal kırıklıklarıyla. Onu daha yakından tanımak, yalnızca tarihsel figür olarak değil, insan olarak da hissetmek isteyenler için çok özel bir kitap.
“Aylardan Kasım Günlerden Perşembe”, yalnızca Atatürk’ün hayatına değil, aslında hepimizin hayatına bir ayna tutuyor: Cesaretin, inancın ve ideallerin peşinden gitmenin önemine…
Ayşe Kulin’in Atatürk’e duyduğu sevgiyle harmanlanan bu romanı, okurlarını bambaşka bir pencereden Mustafa Kemal’le tanıştırıyor.





Bir Cevap Yazın