Sabah kalktım. Evet ben sabahları kalkıyorum😂😂 Yatağı falan toplayıp, akşamdan kalma bir kaç şeyi bulaşık makinasına attıktan sonra diyetisyene geçiyorum. Hoş ben skoru biliyorum ama.
Diyetisyene giderken kulağıma müziğimi takıyorum. Spotifyda Pinhaninin dün bahsettiğim “Sevmemişiz Gibi Farzedelim” duruyor. Sevdim ben bu şarkıyı dinlemeye devam.

Yürüyüş mesafesi benim diyetisyen. Giderken bile yürütüyor. Spor her yerde!
Diyetisyenden çıkınca mahalledeki fırından pastaneye oradan da restauranta evrilen yerde bir omlet siparişi veriyor beklerken de çay içiyorum. Masaya ekmek de bırakıyorlar ama ben yemiyorum. Hem deneye hem kendime saygımdan.
Omleti beklerken çarpraz masadaki aile gözüme çarpıyor. Bir baba bir anne bir kız bir de kız torunları. İlgimi çeken nokta masadaki kimsenin konuşmaması. Ufaklıkta ara ara bana bakıyor ben omletimi yerken. Canı mı çekti nedir? Lokmalarıma biri bakınca daha hızlı yiyorum ben. Aslında yanlış. Hızlı yenmemeliymiş. Beyne ilk lokmanın gittiği uyarılmadan ikinci lokmayı atmak beyni ambale eden bir şey. Ambale kelimesini de kullanacağım aklıma gelmezdi.😂😂 Masadaki sessizliği amca bozuyor. Kızına eğilip bir şeyler söylüyor. Adamın karısı teyze hâla sessiz. Sanırım giderken onu burada bırakacaklar da garsonlar masayla birlikte teyzeyi de toplayacak gibi.😂😂 Kadının ağzı sadece yemek yerken açıldı. Önümdeki masada da bir adam nerede kaldı kaç dakika var dedi. Gideceğiz artık dedi karısıyla. Garson sorup döndü. 4 dakikası var yanıtını alınca çektiler gittiler. Burası hiç böyle olmazdı ama diyeceğim esnada tost ekmeği kalmadı bazlama ekmeğine yapsak olur mu sizin tostları dedi garson çocuk yanımdaki masaya. Her masada vukuat var bugün😂😂
The Menü filmi geldi aklıma. Restaurantına gelenleri esir eden bir şef hikayesiydi. Umarım buradaki hikayede bu filme benzemez. Bu arada The Menü filmi çok kötüydü. Ralph Fiennes her şey para değil abicim.

Kahve de içecektim ama bu kadar vukuat bana fazla. Vukuat demişken Orhan Kemal’in “Vukuat Var” kitabında çok iyi bir söz vardır. Aşağıya bırakıyorum.

Çok değerli bir insan ya bu Orhan Kemal. Tüm kitaplarını okuyun. Ben müzesine de gittim. Evini müzeye çevirmişler. Oğlu Işık Beyle tanışma fırsatım oldu. Ne güzel insanlar yetiştirmiş bu ülke ya. Halktan, bizden hikayeler, Çukurova kokan, Anadolu kokan hikayeler, romanlar yazan insanlar. Ve onurlu da… “İnandığım doğruların adamı oldum” diyor. Bundan daha güzel bir söze başlama var mı?

Çıkınca yeni çıkan kitaplar var mı diye bakmak için yakındaki avm ye uğramaya karar veriyorum. Ne çok avm var diye düşündüm giderken. Neden bir sanat galerisi yok misal. Anadolu 100 metrede bir avm dolu. Modern Folk Üçlüsü şu an ki Anadoluyu görse “Gezsen Anadolu’yu” şarkısını yazmazdı.
“Sen ne güzel bulursun, Gezsen Anadolu’yu / Dertlerden kurtulursun, Gezsen Anadolu’yu”
Düşününce güzel şarkıydı. Bir de bunun kardeşi vardı.
“Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın.”
Coğrafya demişken şey geldi aklıma. Hani okullarımızda mevsimleri gösteren illustrasyon resim vardı ya. Benim aklımda hep kış kalmış.

Kitapçıda Selçuk Şirin’in “Bakışınızı Değiştirecek 10 Deney” serisinin ilk kitabı “İnsan” gözüme ilişiyor.

Hemen alıyorum. Ev kitap dolu gerçi ama. Tsundoku sendromu gibi bir şey olmaz inşallah diye düşünüyorum ama geçen sene okuduğum kitapları göz önüne alırsam olmam gibi geliyor. Bu arada tsundoku Japonca kitap istiflemek gibi bir anlama geliyor. Alıyorsun, kütüphanene koyuyorsun ama okumuyorsun.
Bu arada Selçuk Şirin Prof. Dr olmasına rağmen kitabın kapağına sadece ismini koymuş. Ne kadar mütevazi. Bence Selçuk hoca bu ülkeye milli eğitim bakanı olabilecek tek isim. Çok güzel tespitleri var çünkü. Geçen Oksijen Gazetesindeki yazısında çok güzel bir cümle sarfetmiş.

Bu kitabını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Kitabın adında İnsan kelimesini görünce Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar?” kitabı geliyor aklıma. Yazarın kısa öykülerinin yer aldığı bir kitap. Mutlaka okuyun. “İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?” öyküsü benim içinde en sevdiğim. Çok anlamlı bence tüm okullarda farkındalık anlamında okutulmalı. İnsanın varoluşuna dair çok felsefi soru var kitapta. Ben de sormak istedim “Ne İle Yaşarsınız?” diye. Bu günlüğün yazısı da bu sebeple “İnsan Ne İle Yaşar?” oldu.
İnsan deyince bir de Fazıl Sayın Muhyiddin Abdal’ın sözlerinden bestelediği “İnsan İnsan” bestesi çok iyi. Serenad Bağcan da çok güzel okumuş. Serenad Bağcan’ın sesi çok iyi.
Kasada kitabın parasını öderken avm’nin kalabalıklaştığını görünce 15 tatil olduğu aklıma geliyor. İyisi mi daha da kalabalıklaşmadan tüymek.
Buradan çıkıp şehrin diğer avm sine yürüyüp oradan da eve geçmek niyetim. Yürüyüş en iyi spor bence bir de hava güzelse.
Yaşamak güzel şey doğrusu bir de hava güzelse diyen Melih Cevdet Anday iyi ki varsın senin cümlelerini cümlem içinde kullanmak bile onur benim için. Ne güzel şairlerimiz var bizim. Basit ama duygu yüklü şiirleri olan. Google’da resmini aratırken Melih yazdığımda ilk sırada senin değil Melih Gökçek’in çıkması okumuyor oluşumuzun göstergesi. Affet bizi usta! Tekne’nin ölümü yakın!😔

Yürürken köşedeki banka şubesini görünce geçen günkü olay geliyor aklıma. Bir pazar günü bu bankanın yanındaki caddede düşmüş ve yerde yatan bir amcayı kurtarmıştık araba ile giderken. Müdahale etmişti babam ben de oğlunu aramıştım. Doktordu oğlu. 118’i aramıştık. Temiz bir amcaydı. Ekipler geldi de sağ salim gitti. İlerki saatlerde oğlunu yeniden arayıp iyi olduğunu öğrenince rahatladık.
Bence bir insanı kurtarmaktan ziyade ona ikinci bir yaşama hakkı veriyorsun ya bence bu çok kıymetli.
Yürümeye devam ediyorum. Yol üzerindeki halıcı kapanmış. Yürümenin faydalarından biri de bu. Mahallede olup biteni gözlemleyebiliyorsun. Bu arada bir kere alınıp bir daha alınmayan ürünlere Oscar verilse bence “halı” birinciliği alır ya.

Belki de ondan kapanmıştır dükkan.
İbrahim Tatlısesli Merinos Halı reklamı geliyor aklıma. Reklamda İbrahim Tatlıses’in Deryalım şarkısını Merinos halıya uyarlamışlardı.
Merinostur halısı Merinos/İnce narin yapısı Allah Allah/Türkiye’nin yarısı Merinos/Merinos sevdalısı Allah Allah.
Sanırım 1. ve 3. satırda biten Merinos kısımlarında koro da eşlik ediyordu. Dur koyayım da izleyelim.
Halıyı tarihi esere sarmak nedir ya😂😂 Reklam mini İbo Şov gibi olmuş. İdobay klipleri gibi. İdobay vardı bir de bu Tatlıses’in müzik şirketi. Ardı ardına Ebru Yaşar’lar falan çıkmıştı. Sanırım bir ara Yıldız Tilbe de oradan albüm çıkardı.
Ebru Yaşar da bu arada bin albüm yapsa da tek şarkı ile hatırlanacak. Hatırladınız siz de…
Klipte İbo da var. Üstü açık araba ile hız yapıyor. Azrail’in kendisini yoklamadığı hızlı yıllar.😂
Fantazi Müzik Kadın Ebru Yaşar, Fantazi müzik Erkek Hakan Altun… ödül törenlerinin juri tarafından en zorlanılmayan kategorisi😂😂

Yürümeye devam ediyorum. Avm’ye yaklaştım. Avm yolunda rahmetli babannemin evi var. Çok severdim kendisini. Rahmet istedi. Anneannem yaşıyor Allah uzun ömür versin. Kendisi Geliboluda. Uzak memleket sık gidilmiyor. Düşünüyorum da Babannemle geçirdiğim süre mi daha fazladır. anneannemle mi? Bence anneannem. Babannem öleli çok oldu zira. Avm göründü. Oradan tekrar ev yoluna sapıyorum.
Yürüyüş yapmanın bir diğer artısı da telefona bakmıyor olmak. Mavi ışıksız hayat yerine güneş ışınlarını vücuda almak bence güzel. Güneş deyince Teletabilerin veda cümlesi geldi aklıma.
Eve geldikten sonra evin yakınındaki meşhur pastaneden tulumba tatlısı ve sabah kahvaltı ettiğim yerden ekmek almaya yönlendiriliyorum.
Şekeri ve ekmeği bıraktığım bir zamanda bu iki yere gitmekle görevlendirilmek bence büyük sınav😂😂
Soldaki bitmiş olan benim. Sağdaki oynayanda tulumba tatlısı ve ekmek😂😂 Bundan daha iyi açıklanamazdı hâlet-i ruhiyem😂😂
Sınavı başarı ile tamamlayıp eve geliyorum. 10.790 adım olmuş. Süper. Bence bir kahveyi hakettim.😂😂
Uzmanlar(tahmin edeceğiniz gibi Japonlar, -İsviçreli bilim adamları diş sağlığına bakıyor😂-) günde en az 10.000 adım atılmasını öneriyor.
Kahveyi hakettik derken boşa konuşmuyoruz. Bilimin ışığında.😂😂
Bu arada 10.000 adım demişken Devin Özgün Çınar’ın senaryosunu yazdığı 10 Bin Adım diye bir dizi var. Şans verin derim. Her bölüm maksimum 15 dakika. 10’ar bölümlük 2 sezondan oluşuyor. Detaylı bilgi burada. Keşke devamını da yazsa Devin hanım da izlesek.

Artık kahvemi de aldım. Bilgisayardan Orta Sayfa programını açıyorum Cumartesi ritüeli. Aslında program Cuma geceleri ama çok geç saatte. O yüzden ertesi gün YouTube’dan izliyorum. Sıkmayan bir siyaset programı. Bir de programı YouTube’dan izlemenin avantajı ilgini çekmeyen haber başlıklarını konuştukları yerleri atlayabilme şansı.
Bu masada en zeki bilgili kimdir? Diye düşündüm izlerken. Bence Murat Yetkin. Buradaki 5 gazeteciye bir şey söyleyecek olsam şöyle derim. Çiğdem Toker tam bir araştırmacı gazeteci. İhalelerden tutun da sağlıktaki yatırım tutarlarına kadar her şeyi biliyor. Murat Yetkin ve Nevşin Mengü dış basın konusunda da etkililer. Oradan bilgiler alabiliyor. Orada konuşulanları analiz edebiliyorlar. Murat Yetkin’in en çok kullandığı cümle “Antony Blinken” olabilir sanırım😂😂 Deniz Zeyrek te bence iyi bir kulis man. Bence cinnah fısıltılarını ilk o duyuyor. Ayrıca Deniz bey çok iyi de resim çiziyor. Bu resim yeteneği ile gazeteci olması bizim eğitim sistemimizdeki çarpıklıkları gözler önüne seriyor. Ya da Deniz bey resim yeteneğinin hobi olarak kalmasını istedi bilemiyorum. Youtubedan izlerseniz programı her programın sonunda birini çiziyor Deniz bey. Daron Acemoğlu’nu falan çizmişti. Program süresince konuşma sırası kendinde olmadığı zamanlarda karakalem çalışıyor😂😂 Belki de dünyada ilktir bu bir siyaset programında. Doğan Şentürk de iyi bir moderatör bence. İyi de kadro kurmuş. Programda bir siyaset programına göre oldukça akıcı.

Progamın önemli yerleri bittikten sonra Selçuk hocanın kitabına başlamak istiyorum. Şu an okuduğum bir kitap var ama aynı anda iki kitap okuyanları duymuştum. Daha hızlı okuyorlarmış. Sıkıldıkça ötekine geç gibi. Bunu 3 kitapla yapan da varmış ama şu an benim için 2 ideal. Aslında Tereddüt Çizgisi filmini izleyecektim ama kitabı merak ettim. Sanırım okurken sızarım😂😂
Kitaba başlamadan adım sayısı aklıma geliyor. Kaç adım attım diye merak ediyorum. 12.022! Bence güzel skor!

Bu”Günlük” bu kadar…




Bir Cevap Yazın