İnsanoğlunun uzun yaşaması için 2 etken var. Bunlardan biri genetik faktörler diğeri ise kişisel faktörler. Genetik faktörler noktasında şanslı kişiler şu anda aileden gelen bir uzun yaşam ömrümüz var noktasında. Peki aileden şanslı olmayanlar? İşte bu noktada ben kişisel faktörlere müdahale edebileceğimizi düşünüyorum. Bu minvalde de bu pazar okumalığında da sizlere bu konudan bahsetmek istedim. Daha uzun nasıl yaşarız? Tabi her yazımızda olduğu gibi kitaplara da dokunarak. Kitap tavsiyeleri vermeye çalışarak.
Hadi gelin işleyen demiri değil, işleten demirciyi ışıldatalım. Öncelikle uzun yaşamamız için gereken malzemeleri vererek tarife başlayalım ve sıra sıra gidelim.
- Erken Emeklilik
- Mutlu Olma Ve Az Stres
- Telomer Etkisi
Erken emeklilik ile yaşam ömrünün ne bağı var diye sorabilirsiniz ama geçenlerde denk geldiğim bir araştırmanın sonuçları bize bu bağın çok güçlü olduğunu kanıtlıyor.

Yukarıda gördüğünüz tabloda 50 yaşında emekli olan kişilerin ortalama yaşam süresinin 86 olduğunu fakat 65 yaşında emekli olanların ortalama yaşam süresi yalnızca 66,8 olduğunu görüyorsunuz.
Bu çalışmadan çıkan sonuç 55 yaşını geçen her yıl için insanın ortalama 2 yıl ömrünü kaybettiğidir. Yani işleyen demir ışıldasa da işleten demirci ışıldamıyor.
O zaman ne yapmalı? Emeklilik hissiyatı verecek işlere kanalize olmalı ya da erken emekli olmamızı sağlayacak getiriyi genç yaşta elde etmeli. Gençler öğrenebildiğiniz kadar şey öğrenin. Üniversitenin yanında yapay zeka, robotik kodlama, metin yazarlığı hangi alana yatkınsanız bunu yapın. Geçen yazıda bahsettiğim gibi belki Digital Nomad/ Dijital Göçebe olur emeklilik ve işi bir arada yaparsınız.
Uzun yaşamın en önemli belirtilerinden biri de mutlu olmak.
Can Yücel Yaşamak Bayramdır adlı şiirinde, “Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan. Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir” diyor. Aslında mutlu olmak çok basit küçük şeylerle bile mutlu olabilir insanlar. Peki bunu nasıl başaracağız? derseniz bunlar içerisinde benim son dönemde okuduğum birkaç kavramdan bahsetmek istiyorum. İskandinavların mutluluk sanatı diye isimlendirilen: Hygge, Lykke ve Lagom. Kuzey Avrupa ülkelerinden dünyaya yayılan bu 3 kavrama gelin birlikte bakalım.
Norveççe de rahat, huzurlu ve mutluluk veren anların tadını çıkarmak anlamına gelen Hygge, Danimarkalılarda rahatlık, konfor ve sıcaklık anlayışına tekabül ediyor. Yani insanlar için bulundukları ortam ve sevdikleri ile paylaştıkları şey çok değerli.
Sıcak, samimi bir atmosfer yaratmak, rahat kıyafetler giyip gevşemek, basit ve mütevazi şeylerden keyif almak, kendi başınıza iken de etrafınızda dostlarınız olduğunda da gerçekten orada olmak ve anın içinde yer almak, üzüntüleri kapı dışına bırakıp sahip olduklarımıza şükretme, basit ve mütevazi şeylerden keyif almak. Hepsi bu Hygge kavramının ana felsefesini oluşturuyor.
İsveççede de güzel bir gelenek var. Adı Fika. Günlük hayatın karmaşasına ara verip, arkadaşlarınız ile kahve içerek tamamen anın ve kahvenin tadını çıkarmak olarak nitelendirilen Fika kavramı bize dur durak bilmeyen günlük koşuşturmacamızda sakin kalmanın ve iki dost kelâmının uzun yaşama etkisine vurgu yapıyor.
Dancada bir kelime olan Lykke kavramına gelecek olursak bu kavram da merkezine mutluluğu oturtuyor. Sevdiklerinizle mutlu olmanın, mutlu olacağınız bir işi yapmanın, evinizde sizi mutlu edecek objelerin yer almasının, dostlarla ya da aileyle olan mutlu anların çerçevelenmesinin önemine vurgu yapan bu kavram sizi mutlu edecek unsurları hayatınızda ön plana çıkarmanız gerektiğini salık veriyor. Eğer mutlu olursanız daha uzun yaşarsınız diyor. Bir yerde okumuştum “Sana duvar örüyorsam tuğlasını sen verdin” diye. Bu kavram aslında mutluluğu merkeze alırken mutsuzluğu da elinin tersi ile itiyor. Yani mutluluğu ararken sizi mutsuz edecek kişi ve ortamları da hayatınızdan çıkarın. Kimse sizin bataryanızı zayıflatmasın.
İskandinavların mutluluk sanatının son kavramı Lagom. Kelime anlamı olarak tam kararında demek. İhtiyacımızdan fazlasını tüketmemek ama sevdiğimiz şeyler olursa da kendimizi onlardan mahrum etmemek bu kavramın temelini oluşturuyor.
Yukarıda bahsettiğim bu 3 kavram kişilerle olan iletişimimizin yanında objeleri de önemseyen kavramlar. Hatta son dönemde bu kavramlar özelinde dekorasyonlar bile ön plana çıkmış vaziyette. Yani evimize bulunan objelerin bile mutlulukla ve dolayısıyla uzun yaşamla bağlantısı var.
Bu kavramlara daha detaylı vakıf olmak isteyenler için Meik Viking imzalı Hygge, Lykke ve Linnea Dunne imzalı Lagom kitaplarını tavsiye ederim. Uzun zamandır Türkçesi olmayan bu kitaplar Pegasus Yayınları sayesinde raflardaki yerini aldı.

Gelelim uzun yaşamın son ayağına. Yani Telomer kavramına. Magazin çok takip eden biri değilim ama ünlülerin aşk hayatı ve alanı dışındaki sohbetleri hep ilgimi çekmiştir. Bu sayede bilmediğim bazı konularla karşılaşırken bende de araştırma merakı oluşturuyor. Bu konulardan biri de Telomer. Ben bu Telomer kavramıyla Eurovision gururumuz Sertab Erener ile tanıştım. 2017 de verdiği bir röportajda 100 yaşına kadar yaşamak istediğini belirten sanatçı, bu uğurda Bill Andrews isimli bilim insanına bile denek olmaktan çekinmemiş. 28 yıldır biyoteknoloji alanında çalışan Bill Andrews 16 yılını telomer konusuna vermiş bir insan. Çin de “astragallus” adı verilen bir bitkinin kökünün telomeraz boylarının kısalmasını önleyen “Telomeraz” enzim genine sahip olduğunu bularak, bu bitkinin kökünden tedavi yapmaya başlıyor. Sertab Erener de telomerleri araştırdığı sırada ülkeye geldiğini öğrendiği Andrews ile tanışarak onun astragullas bitkisi ile ürettiği haplardan kullanmaya başlıyor. Şimdi yazının uydudaki ne idüğü belirsiz ilaç pazarlayan bir kanal modunda ilerleyeceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu telomere girişti sadece. Peki Sertab Erener’in kısalmaması için gayret ettiği bu Telomer nedir gelin yanıtını verelim.

Telomer her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalardır. Tıpkı ayakkabı bağcıklarının ucundaki plastik parçalara benzerler. Vücudumuzdaki tüm hücrelerdeki DNA sarmallarının ucunda bulunurlar. Her hücrede 23 kromozom çifti olduğundan, her hücrenin 92 telomeri vardır.
Hücrelerimiz bizi genç ve sağlıklı tutabilmek için her bölündüğünde, telomerler sürekli kısalır. Ayrıca telomer uzunluğu stres, sigara, obezite, egzersiz eksikliği, kötü beslenme alışkanlıklarının da katkısı ile daha da kısalırlar.
Bizim bu telomerleri uzatma ve dolayısıyla yaşam ömrümüzü de uzatma şansımız kendi elimizde. Nobel Tıp Ödüllü Dr. Elizabeth Blackburn ile Dr. Elissa Epel Telomer Etkisi kitabında telomerleri uzatmak için gerekli duygusal faktörleri felsefi bir yaklaşımla verirken, bilim insanı olmalarının verdiği tarafta da telomerlerin uzamasını ya da kısalmasına neden olan besinlerden de bahsediyorlar.
Kitapta uzun uzun anlatılan bu besinlerden başlıcalarına değinmek gerekirse Blacburn ve Epel’in özellikle uzak durulmasını tavsiye ettiği ürünlerin başında sosis ve salam geliyor. Literatürde işlenmiş et olarak geçen sosis, salam, jambon ve türevleri telomerleri kısaltan en önemli besinler. Asitli içecekler, fast foodlar, şekerli maddeler ve doymuş yağ içeren besinler de yine telomer boyunun kısalmasına yol açıyor.
Peki Blacburn ve Epel’e göre telomerlerin boyunu uzatan besinler nelerdir diye sorarsanız. A, E ve C vitamininden zengin besinler diyebiliriz. A vitamini içeren süt, yumurta, kayısı, ıspanak, kırmızı biber, havuç, brokoli E vitamini içeren zeytinyağı, badem, yer fıstığı, avokado ve C vitamini içeren Mandalina, Limon, Greyfurt, Portakal, Çilek ve Domates telomerleri uzatan başlıca gıdalar.
Dr. Elizabeth ve Dr. Elissa’nın beraber yazdıkları Telomer Etkisi adlı kitapta bu yazdıklarımdan çok daha fazlasını bulacaksınız. Benim gibi tıp bilgisi çok olmayan biriyseniz, bu kitap tam da size göre. Basit ve hedefe ulaştıran bir anlatıma sahip bu kitap Doğan Kitap etiketi ile raflardaki yerini aldı. Ben mavi yüzlü olan kitabı okumuştum ama kitabın yüzü değişmiş. Ben her ikisini de buraya koyuyorum. Hangisine denk gelirseniz mutlaka okuyun.

Sertab Erener Lâl albümünde yer alan sözü Sezen Aksu ve Meral Okaya düzenlemesi Levent Yüksele ait olan Masal adlı şarkısında
“Bir varmış bir yokmuş dünya masalmış.
Her yolcudan bu handa hoş seda kalmış.” diyor.
Evet dünya bir masal ama bir yolcu olarak hoş bir seda bırakmak elimizde. Mutlu olalım. Hayatımızdan kötülükleri ve bizi üzen insanları çıkaralım ve telomerlerimize iyi bakalım. Yazıyı da Sertab Erenerden Masal adlı şarkı ile bitirelim.
Mutlu Pazarlar…




Bir Cevap Yazın