GÜVEN GÜRCÜOĞLU

Img 9079

Konservatuvar eğitiminin çok yönlü yapısından olsa gerek, oyuncuların başka sanat dallarına da cesurca adım attığını sık sık görüyoruz. Kimileri sesiyle büyülüyor, kimileri de kalemiyle başka bir dünyanın kapısını aralıyor. Benim için bu alanlardan biri de oyuncuların yazdığı kitaplar. Bir oyuncu kitap yazmışsa genelde hiç düşünmeden alıyorum. “Acaba nasıl bir dil kurmuş?” merakıyla sayfaları çeviriyorum. Dilini sevdiklerim olursa da bir sonraki kitaplarını hemen listeme ekliyorum. Nilüfer Açıkalın bunun en güzel örneği; öykülerine gerçekten bayılıyorum.

Geçtiğimiz günlerde bu merakla Songül Öden’in #eşrefimahlukat adlı öykü kitabı karşıma çıktı. Bir şans vermek istedim ve iyi ki vermişim. Çünkü öykü yazmak gerçekten zor bir zanaat. Az kelimeyle yoğun duygu, sınırlı bir sayfada tamamlanmış bir evren yaratmak ciddi bir ustalık gerektiriyor. Öden’in dokuz öykülük kitabı da tam olarak bunu başarıyor.

Kitapta Unutmak, Grev, M.C, Aşk, Bavul, Acı, Kıl, Baykuş ve # olmak üzere dokuz öykü bulunuyor. Hepsi birbirinden farklı temalar taşıyor ama aynı duygusal damarın içinden akıyor. Öden’in en çok sevdiğim tercihlerinden biri, karakterlerine isim vermemesi. Onların yerine “güzel gülüşlü kadın”, “mavi gözlü adam”, “sarı burgulu kadın”, “altı parmaklı kız” gibi sıfatlar kullanıyor. Bu seçim, karakterlere yalnızca şiirsel bir hava katmakla kalmıyor; onları çevremizde her an karşılaşabileceğimiz insanlara dönüştürüyor. Herkesin tanıdık yüzler, sezgisel hisler taşıdığı bir evrene.

Öden, sevginin, hüznün, heyecanın ve korkuların bizi biz yapan asıl bileşenler olduğunu öyküler boyunca nazikçe hatırlatıyor. Hikâyelerin atmosferinde dolaşırken, bir noktadan sonra bu duyguların birer kurgu unsuru değil, yaşamın ta kendisi olduğunu fark ediyorsunuz.

Kitaptaki en sevdiğim öykü Unutmak oldu. Öden burada unutmayı, beklediğimden çok daha derin bir yerden ele alıyor. “Unutmak, içinde milyonlarca özgürlük barındırıyor” cümlesi zihnimde uzun süre yankılandı. Unutmanın acıya ihanet olmadığını, bazen iyileşmenin kapısını açtığını hissettiren bir öykü.

M.C adlı öykü ise isminin de çağrıştırdığı gibi bizi üçüncü sayfanın o sert, o tanıdık gerçekliğine götürüyor. Grev ise baba-oğul ilişkisini ince ve zarif bir yerden kurmuş; küçücük bir eylemin büyük bir sevgiye nasıl dönüştüğünü gösteriyor.

Bir de Aşk var ki, Öden’in kalemi belki de en çok burada parlıyor. “Aklım, ruhum, bilincim tek bir beden içinde başka rejimlerce yönetilen devrik başkentlerdi artık.” gibi cümleler, öykünün yalnızca bir anlatı olmadığını, bir duygu resmine dönüştüğünü hissettiriyor.

Kısacası Songül Öden, #eşrefimahlukat ile hem oyunculuğunun hem de edebi duyarlığının izlerini taşıyan bir kitap sunmuş. Ben çok beğendim. Yeni kitapları çıktıkça takip etmeyi de kesinlikle sürdüreceğim.

Öykü sevenlere, duygunun farklı tınılarını merak edenlere ve iyi kaleme hasret kalanlara içten bir tavsiye olur.

Unutmadan…

Kitabın kapağındaki ve her öykünün önündeki çizimleri ayrıca anmak gerekiyor. Toplamda kapakla birlikte 10 illustrasyon var ve hepsi Gamze Kuş’un imzasını taşıyor.

Img 9082 631x1024

Bu çizimler yalnızca estetik bir katkı sunmuyor; her öykünün duygusuna, ritmine ve içsel çatışmasına görsel bir karşılık veriyor.

Bir Cevap Yazın

Popüler

GÜVEN GÜRCÜOĞLU sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin