GÜVEN GÜRCÜOĞLU

Afrika… Susuzluğun, açlığın, kuraklığın,terörizmin iç içe geçtiği ezilen insanların dünyası. Bu ezilen insanların hikayeleri gerek sinemada gerekse romanlarda sıkça konu edilmekte. Leonardo Di Caprionun başrolde yer alığı Blood Diamond/Kanlı Elmas bu coğrafyanın sıkıntılarını anlatan filmlerden sadece biri. Daha öncesinde Kızıl Nehirler gibi Leyleklerin Uçuşu gibi sayısız başarılı romana imza atmış Fransız yazar Jean Christophe Grange de bu sıkıntılı coğrafyaya girenlerden. Lontano ve onu takip eden Kongo’ya Ağıt adlı eserler kara kıta Afrikaya bizleri çekiyor. Kanlı elmas da mücevherler için kana bulanmıştı Afrika. Bu iki romanda da cep telefonu ve tablet başta olmak üzere bir çok elektronik cihazda bulunan Coltan adlı maden üzerinden kara kıtadaki kirli ilişkiler yumağı gözler önüne seriliyor.

İlk kitap Lontanoda zarı eline alan yazar ikinci kitapta zarları fırlatıyor ve her karakteri farklı yere savuruyor. Afrika’da cinayet büroda çalışmış ve şimdi Kongoda Coltano adlı Coltan madeni işleten şirkete sahip bir baba(Gregoire Morwan), tıpkı babası gibi cinayet büroda çalışmaya başlamış büyük oğlu Erwan, finans işinde çalışan küçük oğlu esrarkeş Loic, kızı Gaelle ve eşi Maggie. Tüm bunların yanında küçük oğlu Loicin kayınpederi ve aynı zamanda Coltano şirketinin de ortağı Montefiori. Ve şüphesiz romanın türüne yakışır bir katil ve kovalamaca.

Yukarıdaki tüm bu karakterler yazaın oynadığı oyunun zarları. Yazar bu zarları önce fırlatıyor, sonra da oyuna devam etmek için hepsini eline alıyor.

Romanın ana karakterlerinden Gregorie Morwan Kongoda çalıştığı yıllarda Lontano adlı bir şehirde peş peşe gelen şüpheli ölümlerin müsebbibi “Çivi Adam” lakaplı Pharabotu öldürerek Afrikada kahraman olmuş emekli bir polistir. Oğlu Erwan da Belçikada bir askeri üste meydana gelen bir vakada görevlendirilmiştir. Sayfalar ilerledikçe başta Erwan ve Morvan olmak üzere bütün karakterlerin yolu çivi adam lakaplı bu eski katilde kesişecektir.

Bu iki romanı da okumuş biri olarak şunu da söylemek isterim. Kongo’ya ağıtı okuduktan sonra ilk kitabı(Lontano) boşa okumuşum hissi uyandı. Yazım anlamında bir sıkıntı yok. Yazarın kalemi zaten çok güçlü. Lâkin Grange anlatacağı hikaye için iki romandaki olayları biraz daha süzüp tek bir kitapta anlatabilirmiş. Yine de okumaya değerdi. Fransız yazar bu iki romanda da Afrika’nın “Kara kıta” lakabını bu coğrafyada yaşayan insanların teninden çok karanlık ilişkilerden dolayı aldığını bir kez daha ortaya koyuyor.