Geçenlerde yürüyüş yaparken zihnimde bir soru belirdi: Bir insanı ölümden kurtarmak için enkaz altına girip onu çıkaran mı daha sevap alır, yoksa baştan binayı sağlam yaparak o enkazın hiç oluşmamasını sağlayan mı?

Ahlâk çoğu zaman acil eylemler üzerinden ölçülür. Birini enkazdan kurtarmak, gözümüzün önünde gerçekleşen ve kahramanca görünen bir çabadır. İnsan hayatını kurtarmak kadar kutsal bir şey yoktur. Ancak diğer tarafta görünmez bir iyilik vardır: Mühendislik bilgisiyle, sorumluluk bilinciyle, alın teriyle binayı sağlam yapan kişi, belki de onlarca hayatı hiç risk altına sokmadan kurtarmıştır. Ama onun çabası gözle görülmez, manşetlere çıkmaz.
Felsefi açıdan mesele şu soruya dayanır: İyiliğin değeri, görünür olmasında mı, yoksa sonuçlarında mı yatar? Acil durumda enkazdan birini kurtaranla, yıllar öncesinden alınan doğru bir karar sayesinde enkazı hiç doğurmayan kişi arasında ahlâken nasıl bir fark vardır? Belki de asıl erdem, kriz anında kahramanlık yapmak değil, krizi baştan önleyecek sorumluluğu almaktır.
Teolojik açıdan bakıldığında da benzer bir çerçeve vardır. “Bir canı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir” denir. Ama aynı zamanda emanete ihanet etmemek, işini hakkıyla yapmak da büyük bir sorumluluk ve sevap olarak görülür. Enkazı hiç doğurmayan müteahhit ya da mühendis, görünmez bir iyilik üretir: Binlerce aileye güven, on yıllara yayılan bir huzur.

Toplum genellikle kahramanlığı anlık sahnelerde görür. Ama ahlâk bize şunu hatırlatır: Asıl değer, görünmez sorumluluklarda gizlidir. Çünkü ahlâk, yalnızca felaket anında parlayan ışık değil, felaketi hiç yaşatmayan görünmez bir eller bütünüdür.
Belki de doğru soru şudur: İyiliği kahramanca anlarda mı aramalıyız, yoksa sessiz sorumluluklarda mı? Enkazdan insan çıkarmak kutsaldır; ama enkazı hiç doğurmamak, belki de ondan daha büyük bir erdemdir.
Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Sence ahlâk kahramanlıkta mı görünür, yoksa görünmez sorumluluklarda mı? Yorumlarda buluşalım; düşüncelerini paylaşırsan çok sevinirim.





Bir Cevap Yazın