Bu sene kendime küçük ama kararlı bir söz verdim: Rafta kalsın diye kitap almayacaktım.
#RaftaKalmasın etiketiyle, yeni kitaplar yerine kütüphanemde uzun süredir bana bakan, sabırla sırasını bekleyen kitaplara öncelik verdim. Bu karar beni daha az kitap almaya, daha çok kitapla kalmaya itti.
Ama itiraf edeyim; yıl boyunca içimin gittiği, elime alıp arka kapağını okuduğum, “tam bana göre” dediğim kitaplar da oldu. Almadım. Erteledim. Dizginledim kendimi. Bu yazı, tam olarak o kitapların yazısı. Okuyamadıklarımın, ama aklımda ve kalbimde kalanların listesi.
Her sene sonunda o yıl içerisinde okuduğum kitapları anlatan yılın en iyileri yazısını sizlerle buluşturuyorum ama bu sene bir de farklılık yapmak istedim. Hazır yılın bitimine az kaldı ben de artık kitap almıyorum o zaman gelsin dedim aklımda kalanlar listesi. Hazırsanız başlıyoruz. Kütüphanedeki kitaplar biter bitmez alınacaklar listesi başlıyor. Kahveler hazırsa hadi başlıyoruz.
1- KOPENHAG ÜÇLEMESİ – TOVE DITLEVSEN

Eğer kitap okumayı çok seviyorsanız, eleştirmenleri, kültür sanat içeriklerini, basılı ya da online yayın yapan dergileri takip ediyorsunuz. O kültür sanat durakları size yepyeni keşifler açıyor. Sene boyunca bu keşif duraklarında karşıma en çok çıkan kitaplardan biri Danimarkalı yazar Tove Ditlevsen‘in “Kopenhag Üçlemesi” kitabıydı. Benim kitaplarını ve seçkilerini çok sevdiğim Monokl yayınları kazandırmış kitabı ülkemize. Ulusal ve uluslararası takip ettiğim bir çok eleştirmenden olumlu eleştiriler alan kitap yazarın 3 dönemini anlattığı otobiyografik bir eser. İlk kitap “Çocukluk”, ikinci kitap “Gençlik”, üçüncü kitap “Bağımlılık”. Umarım en kısa zamanda okurum.
2-BAHÇIVAN VE ÖLÜM – GEORGI GOSPODINOV

Georgi Gospodinov Bulgar bir yazar. Ülkemizde “Hüznün Fiziği” ve “Doğal Roman” eserleri ile tanınırlığı artmış Gospodinov’un “Bahçıvan Ve Ölüm” adlı kitabı da benim bu sene okumak için heves ettiğim kitaplardan oldu. Metis yayınlarından çıkmış bu eser. Hayat ve ölüm üzerine, sevgi ve yas üzerine çok iyi bir anlatı sunduğunu söylemiş eleştirmenler. En kısa zamanda okumak ümidiyle.
3-DÜNYALILAR – ÖZGÜR MUMCU

Ben olabilme ihtimali olan bilim kurgu eserlerini çok seviyorum. Artemis bunlardan biriydi. Su gibi akmıştı. Bu da yerli bir bilim kurgu aslında. Her şey İstanbul’a bir uzay gemisinin düşmesiyle başlıyor. Biyoakustik uzmanı Karla gibi enteresan yan karakterler de var kitapta. Özgür Mumcu ilk romanı “Barış Makinesi” kitabından sonra çıkardı bu romanı. İlk kitabı ilgimi çekmemişti ama Uzaylılarla kontrast yaratan bu “Dünyalılar” kitabı en kısa zamanda okunması için hafızama atılan eseri oldu Mumcu’nun.
4-DENİZİN CANAVARLARI – IİDA TURPEİNEN

Ben farklı ülkelerin edebiyatlarını okumaya bayılıyorum. Hatta yıl içinde okuduğum kitaplara baktığımda da Uzakdoğu’dan Fransız edebiyatına, İskandinavya’dan Balkan edebiyatına kadar çok geniş seçkide kitaplar okuduğumu fark ediyorum. Bu hem beni sıradanlıktan çıkarıyor hem de okuma şevkimi artırıyor diyebilirim. Turpeinen de Finli bir yazar. Daha öncesinde sanırım çokça kısa öyküye imza atmış. Genç bir yazar olarak IIda Turpeinen, Denizin Canavarları’nda üç yüzyıla yayılan çok katmanlı bir kurgu geliştirmiş ve çoktan yok olmuş bir deniz memelisinin, “Steller” deniz ineğinin peşine düşmüş. Edebiyat, doğa, gerçek yaşam ve tarih arasındaki hep olmuş olan dirsek teması bu romanda sıkça görülüyor. Ve tüm bu türlere ilgi duyan biri olarak oldukça farklı bir roman okuyabileceğimi düşündüm. Elim de çoğu zaman gitmedi değil ama dizginledim kendimi. Bu seneye diyelim. Kısmet.
5- İVAN OSOKİN’İN TUHAF HAYATI – PETR DEMʹIANOVICH USPENSKII

Jaguar kitap son dönemde benim en sevdiğim yayın evlerinden. Harika kitaplar okudum bu yayınevinden. Jaguar’ın şimdi bir markası daha var benim yeni keşfettiğim: Olvido. Burada da Jaguar Kitapta olduğu gibi oldukça ilgi çekici kitaplar var. Bunlardan beni en çok etkileyeni Petr Dem’ianovich Uspenskii‘nin “Ivan Osokin’in Tuhaf Hayatı”. Georgi Gürciyev müthiş bir Gürcü düşünür. Tasavvuf ve zerdüştlük gibi konularda enfes yapıtları var. Gürciyev’in öğrencisi P.D.Uspenskii (Ouspensky). Bir kitabın yazarını bilmek dışında sevdiğiniz bir düşünürün yetiştirdiği bir öğrencisi olduğunu öğrenince almak için can atıyorsunuz fakat bir anda kütüphanenizde bekleyen kitaplar geliyor aklınıza ve kitap ve yazarı telefonunuzda yer alan notlara hızla kaydoluyor. Açıkcası bu kitapta beni çeken sadece Gürdieff’in öğrencisi olması değildi. Tolstoy‘un Ivan İlyiç’in Ölümü adlı eserini 10-15 kere okumuş biri olarak ismi de cezbetti diyebilirim. Diyeceksiniz ki isme bakılarak kitap mı alınır? Ama sonra düşününce siz de aldığınızı farkedeceksiniz. Bu kitap bir klasik aslında bir çok yazarı da etkileyen bir kitap ama maalesef ben yeni keşfetmiş oldum. “İnsan, olayların başlangıcına dönme şansı olsaydı yine aynı hataları yapar mıydı?” temalı bu kitabı en kısa zamanda okumak dileğiyle.
6-ÇOCUK- KJERSTİ SKOMSVOLD

Jaguar kitap dedim ya minimalist ve enfes kapak tasarımlarına da bir kez daha şapka çıkartmak istiyorum. Harikulade tasarımlara imza atıyorlar. Skomsvold‘un ben yine Jaguar Kitap’tan çıkan “Hızlandıkça Azalıyorum” kitabını okumuş ve bayılmıştım. 33 adında ikinci bir kitabı daha geldi yazarın okuma fırsatım olmadı ama yeniden kendisini bu çocuk romanı ile görünce hemen yeni yılda okunacaklar listesine kaydettim. Norveçli yazarı Skomsvold’un yaşamın büyüleyici gizini, “yeryüzünde insan olmanın” sarsaklığını ve hünerini berrak bir deredeki çakıl taşları gibi süssüz ve zarif bir öyküye dönüştürdüğü “Çocuk”, Deniz Canefe’nin Norveççe aslından çevirisiyle bizlerle buluşmuş. Norveççe aslında çevirilmesi kitabın en önemli artısı diye düşünüyorum.
7-RADLEY AİLESİ – MATT HAIG

Ne zaman bir kütüphane görsem Matt Haig‘in “Gece Yarısı Kütüphanesi” romanı geliyor aklıma. O kadar yer etmiş hayatıma roman. Ve ondan sonra peş peşe gelen eserleri. Hepsi dün gibi aklımızda. Radley Ailesi de Haig’in ülkemize kazandırılan son eseri. Yine akıcı bir Matt Haig romanı bizi bekliyor gibi. Eleştirmenler bizi enfes bir kara mizahın beklediğini söylüyor. Severiz, okuruz. Bekle beni Radley Ailesi elimdeki işleri bitireyim hemen geliyorum.
8-ALFRED HİTCHCOCK SUNAR: ANNEMİN BANA ASLA ANLATMADIĞI HİKÂYELER – GERİLİM USTASININ EN SEVDİĞİ ÖYKÜLER

Film önerileri verdiğim Instagram sayfam rafine filmlerin de kurucusu bir sinema sever olarak sinema benim kitaplar kadar sevdiğim bir sanat dalı. Hal böyle olunca iki hobinin ortak noktası olan işler en çok ilgimi çeken işler. Bu kitap ta bir Hitchcock sever olarak hemen alınacak diye not düşülen bir eser oldu.
9-PİYANO AKORTÇUSU – DANIEL MAISON

“Savaşın hüküm sürdüğü Asya topraklarında piyano akort etmek üzere görevlendirilen Edgar Drake’in yolculuğu onu bambaşka bir insana dönüştürüyor.” Böyle yazıyordu kitabın açıklamasında. Oldukça ilgi çekici değil mi. Bazen bir cümle sizi kitabı almaya itebiliyor. O yüzden her zaman derim bir kitabı sattırmanın en önemli yollarından biri de arka kapak yazısıdır. Kitapçıda gezen okurların zira ilk baktığı nokta orasıdır. Alacağı kitabı bilmeden keşif amaçlı gelen okuyucuları orada yakaladınız yakaladınız. Daniel Maison‘un Holden Kitaptan çıkmış bu romanı. Yazarın yine Holden‘den çıkmış “Kuzey Ormanları” ve “Kış Askeri” adlı iki eseri daha var. Bakalım bunu alıp seversem sıra belki onlara da gelir.
10-NETFLIX’İN DOĞUŞU VE İNANILMAZ SERÜVENİ – MARC RANDLOPH

Ben marka hikayelerine dair kitaplar okumaya, filmler izlemeye bayılıyorum. Su gibi akıyor. Hele hele McDonald’s gibi Nike gibi dünyaca tanınmış markalar olursa nasıl bittiğini anlamıyorsunuz eserin. Bu sene de karşıma Netflix üzerine yazılmış bir kitap çıktı. Netflix bilenleriniz vardır ilk DVD kiralayarak başlayan bir şirket. Hâl böyle olunca ufak kırıntılar varsa kafanızda marka ile ilgili okumak için daha da heves ediyorsunuz. En son olaylı Warner Bros satın alması ile gündemde Netflix ama bakalım onu Warner Brosu alacak kadar büyüten serüven nasılmış bir bakalım derim yeni yılda.
11-DAVID ROBSON – BEKLENTİ ETKİSİ: DÜŞÜNCE BİÇİMİMİZ ZİHNİMİZİ NASIL DEĞİŞTİRİR?

Ben çok kişisel gelişim kitabı okuyan biri değilim. Hatta “kişisel gelişim” kavramından nefret edip onun yerine “farkındalık” kelimesi kullanmayı tercih ediyorum. Yani bitirdikten sonra bende farkındalık yaratabilen eserler. Yoksa kişi gelişimini bir şekilde tamamlar. David Robson‘ın “Beklenti Etkisi” kitabı görünce de bende farkındalık yaratabileceğini düşündüm.
12-CEHENNEM DİSKOSU & GÖLGELERİN KRALI – JEAN CHRISTOPHE GRANGE

Jean Christophe Grange‘in ülkemizde 19 tane polisiye romanı var. 14 tanesini okudum. Her yeni romanı çıktığında da alıyordum. Gerçekten bir çırpıda biten polisiyeleri var. Kendisi malum gezi yazıları da yazmış bir gazeteci olarak bölgeleri, sokakları, arka mahalleleri çok iyi bilen bir adam. 14 romandan sonra araya başka romanlar girdi ben de rafta beklettim romanlarını okumak için. Bu sene de yine Lontano ve Kongo’ya Ağıt romanlarında olduğu gibi bir ikili romanla karşımıza çıkmış Grange peş peşe 2 roman çıkararak oku artık elindekileri de yetiş bana dercesine mesaj veriyor. Güneşsiz adını verdiği bir seri bu ve “Cehennem Diskosu” ve “Gölgelerin Kralı” adlı iki romandan oluşuyor Romana gelince tipik Grange polisiyesi diye düşünüyorum. “1980’ler… Paris… Dans pistleri…” diyor. Okuyup göreceğiz.





Bir Cevap Yazın